<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<!-- generator="Joomla! - Open Source Content Management" -->
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<channel>
		<title>Hizmetler - Söz Hukuk ve Danışmanlık | Trabzon'da Güvenilir Hukuki Hizmetler</title>
		<description><![CDATA[Söz Hukuk ve Danışmanlık, Trabzon'da ceza hukuku, iş hukuku, aile hukuku, taşınmaz hukuku ve arabuluculuk alanlarında uzman avukat kadrosuyla güvenilir ve şeffaf hukuki hizmetler sunmaktadır.]]></description>
		<link>https://sozhukukdanismanlik.com/hizmetler/ceza-hukuku</link>
		<lastBuildDate>Wed, 19 Nov 2025 19:08:32 +0300</lastBuildDate>
		<generator>Joomla! - Open Source Content Management</generator>
		<atom:link rel="self" type="application/rss+xml" href="https://sozhukukdanismanlik.com/hizmetler/ceza-hukuku?format=feed&amp;type=rss"/>
		<language>tr-tr</language>
		<item>
			<title>Kasten Yaralama Suçu</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/kasten-yaralama-sucu</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/kasten-yaralama-sucu</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-6.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><p>Kasten yaralama suçu, yaşayan bir kimsenin vücuduna acı verilmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan etkili bir eylem gerçekleştirmek suretiyle zarar verilmesidir. Kasten adam yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi ile 87. maddesinde düzenlenmiştir. Bu makalemizde sadece TCK’nın 86. Maddesinde düzenlenmiş olan kasten yaralama suçunu irdeleyeceğiz.</p>
<p>Kasten yaralama suçunda korunan hukuki yarar, yaşayan bir kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğü olup, suçun konusunu mağdurun acı verilen veya bozulan bedeni ya da ruhsal varlığı oluşturmaktadır. Failin yaptığı eylem sonucu, maddede yazılan sonuçlardan biri meydana gelirse, yaralama suçunun oluşacağında tereddüt yoktur. Bu sonucu doğurmaya elverişli olan tüm hareketlerle kasten yaralama suçunun işlenmesi mümkündür. Örneğin, bir kimseye tokat atmak suretiyle acı çekmesine neden olan fail, mağdurda görünürde herhangi bir fiziksel etki bırakmasa bile kasten yaralama suçu işlemiş olur.</p>
<p>Hukuka aykırı bir eylemin yaralama suçunu oluşturabilmesi için, eylemin mağdurun vücuduna acı vermesi, sağlığını bozması veya algılama yeteneğini bozması gerekir. Netice olarak üç halden herhangi biri gerçekleşmemişse, eylem, yaralama suçu olarak değerlendirilmeyecektir.</p>
<ol>
<li><strong>Mağdurun Vücuduna Acı Verme Suretiyle Yaralama:</strong>Vücuda acı verme, insan bedeninde herhangi bir düzeyde hissedilen acıyı ifade etmektedir.</li>
<li><strong>Mağdurun Sağlığının Bozulması Suretiyle Yaralama:</strong>Sağlığın bozulması, mağdurun ruhsal veya fiziksel sağlığının hukuka aykırı eylem neticesinde bozulmasını ifade eder. Sağlığın bozulması sürekli olabileceği gibi geçici bir durum da arz edebilir.</li>
<li><strong>Mağdurun Algılama Yeteneğinin Bozulması Suretiyle Yaralama:</strong>Algılama yeteneğinin bozulması; fiil nedeniyle mağdurun ruhsal durumunun değişmesi, sağlıklı düşünme, anlama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması halinde meydana gelir.</li>
</ol>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçu Hangi Hareketlerle İşlenir?</strong></h2>
<p>Kasten yaralama suçu, serbest hareketli bir suç tipidir. Mağdura acı veren, sağlığını veya algılama yeteneğini bozan <strong>her türlü hareket</strong> kasten yaralama suçunu meydana getirir. Kasten yaralama suçu teşkil edebilecek hareketlere bazı örnekler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Bir kişiye tokat, tekme veya yumruk atmak,</li>
<li>Bir kişiyi itekleyerek bir cisme çarpmasına yol açmak,</li>
<li>Bir kişiye sopayla vurmak,</li>
<li>Bir kişiye taş veya herhangi bir cisim fırlatmak,</li>
<li>Bir kişiyi bıçaklamak veya silahla vurmak.</li>
</ul>
<p>Yargıtay kararlarına göre bir kimseye terlikle vurmak kasten yaralama suçu oluşturur:</p>
<p>Sanığın mağdurlar ... ve ...'i yaralaması nedeni ile kurulan hüküm yönünden, mahkemece sanığın eylemini, oğullarına karşı silahtan sayılan terlik ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, birden fazla nitelikli halin (TCK'nin 86/3-a, 86/3-e) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK'nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak TCK'nin 86/2. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. (Yargıtay 1.C.D. 2021/7421 E., 2021/8996 K.)</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçunda Teşebbüs</strong></h2>
<p>Teşebbüs, failin suçu işlemek adına icra hareketlerine başlaması ancak kendi elinde olmayan nedenlerle suçunu tamamlayamamasıdır. Kasten yaralama suçları teşebbüse elverişli suçlardandır. Failin suçu işlemek adına harekete başlaması ve kendi isteğiyle suçu işlemekten vazgeçmesi halinde teşebbüs hükmü uygulanmayacaktır. Bu durumda TCK 36. Maddede yer alan gönüllü vazgeçme hükmü devreye girecektir. Örneğin; failin kasten yaralama suçunu işlemek adına eline silahı alması ancak tetiğe basmadan önce polisin gelmesi halinde kasten yaralama suçunu işleyemeyecektir. Bu nedenle fail hakkında kasten adam yaralama suçuna teşebbüs hükümleri uygulanacaktır.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçu Şikayete Tabi Midir?</strong></h2>
<p>Kasten yaralama suçu, basit ve nitelikli haller olmak üzere iki farklı şekilde işlenebilir. Suçun basit hallerinden biri olan basit tıbbi müdahale ile (BTM) giderilebilecek yaralama suçları (TCK. 86/2. madde) şikayete tabidir. BTM ile giderilebilecek yaralama suçunda şikayet süresi 6 aydır. Mağdur 6 ay içinde şikayetçi olmazsa şikayet hakkı düşer ve bu suç hakkında bir daha şikayetçi olamaz. BTM ile giderilebilir basit yaralama suçunda şikayetten vazgeçme, soruşturma (savcılık) aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine, kovuşturma (mahkeme) aşamasında ceza davasının düşmesine yol açar.</p>
<p>Suçun nitelikli halleri (TCK. 86/3. Madde) ve basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilemeyecek basit yaralama suçu (TCK. 86/1. Madde), takibi şikayete bağlı suçlardan değildir. Suç şikayete tabi olmadığı için herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Yukarıda saydığımız hallere giren eylemlerde şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürmez. Örneğin, silahla yaralama suçu işleyen kişi hakkında mağdurun şikayetten vazgeçmesi, soruşturmanın sürdürülmesine ve kamu davası açılmışsa davanın yürütülerek failin cezalandırılmasına engel değildir. Savcılık, dava zamanaşımı süresi içinde her zaman resen soruşturma yapabilir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçunda Zamanaşımı</strong></h2>
<p>Kasten yaralama suçunun şikayete tabi olmayan hallerine (Suçun nitelikli halleri ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek basit yaralama suçu) dair en az dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup şikayet hakkına sahip herkes bu süre içerisinde şikayetçi olup davaya müdahil/müşteki/mağdur sıfatıyla katılabilir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçunda Uzl</strong><strong>aşt</strong><strong>ırma</strong></h2>
<p>Basit kasten yaralama suçu (TCK md.86/1-2) ve kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu (TCK m.88) taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.</p>
<p>Bu yazımız içeriğinde bahsetmiş olduğumuz kasten yaralama suçları nedeniyle yapılan yargılamalar <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/asliye-ceza-mahkemesi-hangi-davalara-bakar/">asliye ceza mahkemesi</a> tarafından yerine getirilir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması</strong></h2>
<p>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanığın kasıtlı suçlarda 5 yıl gözlenmesi ve sanık hakkında verilen hükmün bu süre boyunca hiçbir sonuç doğurmaması, sanığın bu sürede yeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşmesi olarak açıklanabilir. Kasten yaralama suçunda yapılacak etkin savunmayla birlikte sanık hakkında beraat kararı verilebileceği gibi verilecek cezanın düşürülmesi neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmesi sonucu da gerçekleşebilir.</p>
<p>HAGB kararı verilmesinin önemli şartlarından biri mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartıdır. Kasten yaralama suçu yönünden bu şart aranmaktadır. Çünkü, kasten yaralama suçu nedeniyle mağdurun uğradığı doğrudan bir maddi zarar olabilmektedir. (Yargıtay 1.C.D. 2021/11573 E., 2021/13585 K.)</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kanunda Kasten Yaralama Suçu ve Cezası</strong></h2>
<h3><strong>Kasten Yaralama Suçu ve Cezası</strong></h3>
<p>(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.</p>
<p>(3) Kasten yaralama suçunun;</p>
<ol>
<li>a) Üstsoya, altsoya, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,</li>
<li>b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,</li>
<li>c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,</li>
<li>d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,</li>
<li>e) Silahla,</li>
<li>f) Canavarca hisle</li>
</ol>
<p>İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Yaralama Suçunun Türleri</strong></h2>
<p> </p>
<h3><strong>Basit Yaralama Suçunun Cezası</strong></h3>
<p>Basit adam yaralama suçu, basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek yaralamalar ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek yaralamalar olarak ikiye ayrılır.</p>
<p><em>Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalar,</em> kişinin vücuduna, sağlığına veya algılama yeteneğine zarar vermekle birlikte basit bir geleneksel veya tıbbi uygulama ile etkisi giderilebilecek yaralamalardır. Örneğin, bir kimseye tokat atmak, bir kimseye yumruk atarak küçük bir kanama meydana gelmesine neden olmak, vücudun herhangi bir yerini basitçe çizmek, vurmak suretiyle morartmak gibi fiiller basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek yaralamalardır. BTM ile giderilebilecek kasten yaralama suçlarında sanığa 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası uygulanır. Yani, sanığa ya hapis cezası veya adli para cezası verilebilir.</p>
<p><em>Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek basit yaralama suçu,</em> mağdura karşı işlenen etkili eylemin sonuçlarının basit bir doktor müdahalesi ile giderilememesi, yani mağdurun tamamen iyileşememesi, yaralamanın sonuçlarının ortadan kalkması için belli bir sürecin gerekmesidir. BTM ile giderilemeyecek basit yaralama suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>
<h3><strong>Basit Yaralama Suçunda Nitelikli Haller</strong></h3>
<p><strong>1-) Kasten Yaralama Suçunun Silahla İşlenmesi Nedeniyle Arttırım:</strong> Suçun silahla işlenmesi halinde, silahla yaralama suçu meydana gelir. Yaralamanın etkisi basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek türden ise silahla basit adam yaralama suçunun cezası, 6 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası veya 1/2 oranında arttırılmış adli para cezasıdır. Yaralamanın etkisi basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilemeyecek türden ise silahla basit adam yaralama suçunun cezası 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>
<p>Hemen belirtelim ki; silahla adam yaralama suçunda, yaralamaya elverişli herhangi bir alet silah olarak kabul edilir. Örneğin, yukarıda yazmış olduğumuz yargıtay kararındaki gibi terlik ile bir kişiye saldırılırsa bu terlik silah olarak kabul edilir. Bunun yanı sıra herhangi bir delici, kesici veya yaralayıcı bir cisimde silah sayılabilir.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-1958 aligncenter lazyload" data-src="https://sozhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2022/07/1548447137911-300x183.jpg" alt="kasten yaralama suçu" width="300" height="183"></p>
<p> </p>
<p><strong>2-) Kasten Yaralamada Nitelikli Haller:</strong> Basit kasten yaralama suçunun cezası, aşağıdaki hallerde arttırılır:</p>
<ul>
<li>Mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,</li>
<li>Üstsoy, altsoy, eş ve kardeşe karşı işlenirse,</li>
<li>Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenirse,</li>
<li>Kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlenirse,</li>
</ul>
<p>adam yaralamanın etkisi <strong>basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek</strong> türden ise basit adam yaralama suçunun cezası, 6 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası veya 1/2 oranında arttırılmış adli para cezasıdır. Yaralamanın etkisi <strong>BTM ile giderilemeyecek</strong> türden ise silahla basit adam yaralama suçunun cezası 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>
<p>Ayrıca özel kanunlarda belirtildiği üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçunda, ceza yarı (1/2) oranında arttırılır. Ayrıca hükmedilen hapis cezası ertelenemez. (7243 sayılı Kanun’un 28. Maddesi).</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kasten Adam Yaralama Avukatı</strong></h2>
<p>Kasten yaralama suçları, niteliği itibariyle miktar olarak yüksek ceza alınabilecek durumlar olması ve mahkeme tarafından verilen cezaların özgürlüğü kısıtlayabilecek olması nedeniyle muhakkak bir <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/ekibimiz/avukat-ahmet-yasin-sozen/">ceza avukatıyla</a> birlikte savunmanızın yapılması lehinize olacaktır. Çünkü avukat somut olayın durumuna göre meşru savunma, haksız tahrik, kast ya da taksir gibi teknik konular ışığında alacağınız ceza miktarlarının az olması ya da ortadan kalkması için doğrudan etkili olabilecektir. Çalışacağınız kasten yaralama avukatı davalarına bakan avukatın nerede olduğunun ya da suçun nerede işlendiğinin hiçbir önemi yoktur. Burada önemli olan kriter çalışacağınız avukatın alanında etkin olması ve etkili bir şekilde savunma yapmasıdır.</p>
<p> </p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:31:47 +0300</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Hakaret Suçu</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/hakaret-sucu</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/hakaret-sucu</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-5.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><p><strong>Hakaret suçu,</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi ile 131. maddesi arasında düzenlenmiştir. Hakaret suçu iki farklı şekilde işlenebilir:</p>
<p>1) Somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi suretiyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi. Bir kişiye asılsız bir şekilde hırsız demek gibi,</p>
<p>2) Genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla, yani sövme, küfür yoluyla kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi.</p>
<p>Hakaret suçu doğrudan kişinin birey olmaktan kaynaklanan kişilik haklarına saldırıdır. Hakaret suçu ile sosyal bir kavram olan şeref ve kişinin özsaygısı korunmaktadır. Bu nedenle, hakaret suçu ancak gerçek kişiler aleyhine işlenebilir, tüzel kişilere karşı hakaret suçu işlenemez.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçu Şikayete Tabi Midir?</strong></h3>
<p>Hakaret suçunun temel şekli, <strong>şikayete bağlı suçlar</strong> kategorisinde yer alır (TCK. m.125/1). Suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere <strong>6 ay içerisinde</strong> şikayet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde şikayet hakkını kaybeder.</p>
<p>Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu (TCK m.125/3) <strong>şikayete tabi değildir</strong>. Bu nedenle hakaret suçunun bu şekli için herhangi bir şikayet süresi sınırlaması yoktur. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçun işlenmesi halinde cumhuriyet savcılığı re’sen soruşturma açar.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunda Uzlaştırma</strong></h3>
<p>Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu hariç, tüm hakaret suçları (TCK md.125/1-2-3), taraflar arasında uzlaştırma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.</p>
<p>Hakaret suçları nedeniyle yapılan yargılamalar <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/asliye-ceza-mahkemesi-hangi-davalara-bakar/"><strong><u>asliye ceza mahkemesi</u></strong></a> tarafından yerine getirilir.</p>
<p>Hemen belirtelim ki, kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında değildir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçu Nasıl İşlenir?</strong></h3>
<p>Hakaret suçunun oluşmasına neden olan sözlerin tek tek kanunda sayılması imkansızdır. Suçun vücut bulması için kişinin onur, şeref veya saygınlığını rencide edecek somut bir fiil veya olgu isnat edilmeli veya sövme yoluyla kişinin onur, şeref veya saygınlığına saldırılmalıdır. Görüldüğü üzere, hakaret suçunda önemli olan kişiyi rencide eden, toplum içinde değersizleştiren fiillerin cezalandırılmasıdır.</p>
<p>Hakarete uğrayanın kişisel özellikleri dışında kalmak şartıyla kendisine isnat edilen fiil veya olgu ispatlandığı takdirde hakaret suçu oluşmaz. Ancak kişinin sabıka kaydında isnat edilen suçun bulunması hakaret suçunun oluşmasını engellemez</p>
<p>Hakaret suçunu teşkil eden fiiller, sözle işlenebileceği gibi yazı, şekil, görüntü, el işareti veya mimiklerle de işlenebilir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunu Oluşturmayan Söylem Ve Eylemler Nelerdir?</strong></h3>
<p>Kaba ve nezaketsiz söz ve davranışlar hakaret suçunu oluşturmaz. “Terbiyesiz, saygısız, kindar, yalancı, lan, ulan, bencil” vb. kaba ve nezaketsiz sözler hakaret suçu oluşturmaz. Olgusal bir gerçeği ifade eden sözler de hakaret suçu teşkil etmez. Hakaret sayılmayan kelimeler, kanunda tek tek sayılmış değildir. Bir kelime veya söz, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte değilse hakaret suçu oluşmaz. Beddua niteliğindeki sözler hakaret suçunu oluşturmaz.</p>
<p>Yargıtay İçtihatlarına göre, isim belirtmeden bazı hakaret içerikli söylemlerde bulunmak hakaret suçu saymamıştır. Çünkü, söz konusu durumda suçun unsuru olan matufiyet unsuru (suçun bir kişiye yöneltilmesi) gerçekleşmediğinden sanığa hakaret suçu nedeniyle ceza verilmemesine karar vermiştir. (TCK m. 126)</p>
<p>Dilekçe hakkı ve eleştiri, basının haber yayımlama hakkı, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında söylenen söz ve yapılan davranışlar hakaret suçunu oluşturmaz.</p>
<p>Yargıtay’ın kabulüne göre, kamuoyu tarafından yaptıkları işler nedeniyle bilinen, tanınan kişilere yönelik eleştiriler, normal kişilere yöneltilen eleştirilerden daha sert ve ağır olabilir. Bu kişilerin normal kişilere göre eleştiriye daha açık olmaları ve eleştiriye tahammül etmeleri gerekir. Bu kapsamda ifade özgürlüğünün daha geniş olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-1778 aligncenter lazyload" data-src="https://sozhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2022/03/telefonda-hakaret-sucu-300x200.jpg" alt="hakaret suçu" width="300" height="200"></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunun Mağdurun Yüzüne Karşı veya Yokluğunda İşlenmesi</strong></h3>
<p><strong>Mağdurun yüzüne karşı hakaret suçunda</strong>, mağdurun hakaret içeren söz veya davranışları o an öğrenmesi yeterlidir. Mağdura telefon, mail, mektup vb. gibi iletişim yöntemleri kullanılarak yapılan hakaret de mağdurun yüzüne karşı yapılmış sayılır. Mağdurun bu iletişim araçlarıyla kendisine yapılan hakareti öğrenmesi hakaret suçunun oluşması için yeterlidir.</p>
<p><strong>Mağdurun yokluğunda hakaret suçu ise</strong>, mağdurun yokluğunda hakaret eden kişinin söz ve davranışlarını en az 3 kişinin öğrenmesiyle oluşabilir. Hakaret edilen ortamda mağdurun olmadığı hallerde kanun hakaret teşkil eden fiilin 3 kişiyle ihtilat halinde işlenmesi şartını aramaktadır. Bu üç kişi içerisinde hakaret edenin kendisi dahil değildir. Üç kişinin aynı yerde olması değil, üç kişinin hakareti öğrenmesidir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>İleti Veya İnternet Yoluyla Hakaret Suçu</strong></h3>
<p>TCK’nın 125/2 maddesi, ileti yoluyla hakaret edilmesini suç olarak kabul etmiştir. İleti yoluyla yapılan hakaretlerin ceza miktarları aynı olsa da; bir kısmı huzurda hakaret suçu, bir kısmı da gıyapta hakaret suçu kapsamında cezalandırılmaktadır. İleti yoluyla hakaret suçunun huzurda oluşabilmesi için iletiyi gönderenin fiili icra ederken mağduru hedeflemesi veya mağdurun fiilini öğrenebileceğini istemesi şarttır.</p>
<p>Gıyapta hakaret suçunun oluşması için hakaret içerikli söylemin en az 3 kişi tarafından duyulması gerekir. İleti yoluyla işlenen hakaret suçunun cezası da üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır.</p>
<p>TCK 125/2. maddesi anlamında ileti olarak kabul edilen iletişim vasıtaları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Mektup,</li>
<li>E-mail,</li>
<li>Whatsapp mesajları, Whatsapp gruplarına gönderilen mesajlar,</li>
<li>Cep telefonuyla SMS,</li>
<li>Telefon konuşmaları,</li>
<li>İnstagram, Twitter, Facebook vb. sosyal medya hesaplarından mesajlaşma.</li>
</ul>
<p>Hakaret suçunun huzurda işlenmemesine rağmen, Kanun tarafından huzurda işlenmiş gibi cezalandırılan hali ise, ileti yoluyla yapılan hakarettir. 5237 sayılı TCK’nın 125/2. maddesinde, <em>“Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”</em> demek suretiyle, tahkir edici nitelikteki fiilin, ileti yoluyla mağduru hedef alması durumunda failin huzurda hakaret etmiş gibi cezalandırılacağı belirtilmiştir.</p>
<p>İnternet yoluyla hakaret, kolay ispatlanabilecek bir suç çeşididir. Bu nedenle, e-mail, facebook, skype, messenger, whatssap, twitter vb. gibi sosyal medya araçlarıyla doğrudan mağdurun hedef alınarak hakaret edilmesi de hakaret suçunu oluşturur.</p>
<p>Başkasından gelen hakaret içerikli bir e-mail mağdura “forward” edilerek gönderildiğinde dahi <em>hakaret suçu</em> oluşur. İnternet yoluyla işlenen hakaret suçlarının her suçun özelliğine göre teknik olarak nasıl ortaya çıkarılacağı bir <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/ekibimiz/avukat-ahmet-yasin-sozen/">ceza avukatı</a> ile görüşülmelidir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunda Mağdurun Belirlenmesi (TCK m.126)</strong></h3>
<p>Hakaret teşkil eden fiilde mağdurun ismi açık bir şekilde belirtilmemiş olabilir. Mağdurun kim olduğunun belli olmaması, yani hakaretin kime yöneltildiğinin açık olmaması halinde hakaret suçu cezasız kalabilir. Mağdurun kim olduğunun açık olmadığı hallerde, mağdurun belirlenmesine ilişkin kanuni karineye göre; hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksamaya yer vermeyecek bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunun Haksız Fiile Bir Tepki Olarak İşlenmesi (TCK m.129)</strong></h3>
<p>Başka bir makalemizde değindiğimiz gibi haksız tahrik, genel bir ceza indirimi nedenidir.</p>
<p>TCK 129/1. maddesine göre, hakaret suçunun bir haksız fiile tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmeyebilir veya cezası 1/3’üne indirilebilir.</p>
<p>TCK 129/2. maddesine göre, hakaret suçunun yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez.</p>
<p>Genel bir ceza hukuku kurumu olan haksız tahrik, hakaret suçunda özel bir şekilde düzenlendiğinden; fail hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun genel haksız tahrik hükümleri uygulanmadan özel bir düzenleme olan TCK m.129 hükümleri uygulanır.</p>
<p>TCK’nın 129. maddesinin uygulanma şartları oluştuğu durumda genel haksız tahrike ilişkin aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. TCK’nın 129. maddesinin birinci fıkrasındaki hüküm, aynı Kanun’un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hâlinden öncelikle cezai sonuçları açısından farklıdır.</p>
<p>TCK 29. maddede haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen failin cezasında, maddede öngörülen oranda indirim yapılacağı düzenlenmişken TCK’nın 129. maddedeki özel haksız tahrik hâlinde, failin cezasında indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebileceği belirtilmiştir. TCK’nın 129. maddesinde hakaret fiilinin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi yeterli görülmüş, ayrıca fiilin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenmiş olması aranmamıştır. Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra gösterilen tepkinin bu düzenleme kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olmayacaktır.</p>
<p>Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi için her şeyden önce ortada haksız bir fiil söz konusu olmalıdır. Kanun haksız bir fiilden bahsettiği için bu fiilin hukuka aykırı olması yeterli olup mutlaka suç olması ya da özel hukuk anlamında bir haksız fiilin varlığı gerekmez. Bununla birlikte haksız olarak nitelendirilebilecek her türlü fiil de sanık lehine bu düzenleme kapsamında değerlendirilmemelidir.</p>
<p>Hakaret suçunun kasten yaralama fiiline tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmeyebilir.</p>
<p>TCK’nın 129/3. maddesine göre hakaret suçunun iki kişi tarafından karşılıklı işlenmesi halinde karşılıklı hakaret suçu meydana gelir. Karşılıklı hakaretin aynı zaman diliminde gerçekleşmesi şart değildir. Karşılıklı hakaret suçunun işlenmesi halinde hakim, taraflardan birine veya her iki tarafa ceza vermeyebilir veya cezayı 1/3’üne kadar indirebilir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçunun Cezası Nedir?</strong></h3>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Basit Hakaret Suçu Cezası</strong></h4>
<p>Hakaret suçunun basit şeklinde cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.</p>
<p>5237 sayılı TCK’nın 125/1. maddesine göre; <em>“Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.”</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Nitelikli Hakaret Suçu Cezası</strong></h4>
<p>Hakaret suçunun nitelikli hallerinde cezası, 1 yıl ile 2 yıl arasındadır.</p>
<p>5237 sayılı TCK’nın 125/3. maddesine göre; <em>“Hakaret suçunun;</em></p>
<ul>
<li><em>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,</em></li>
<li><em>Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,</em></li>
<li><em>Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.”</em></li>
</ul>
<p>7243 sayılı Kanun’un 28. Maddesine göre, Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen hakaret suçunda, ceza yarı oranında arttırılır. Ayrıca hükmedilen hapis cezası ertelenemez.</p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Alenen Hakaret Suçu Cezası</strong></h4>
<p>TCK’nın 125/4. maddesine göre; <em>“Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri (1/6) oranında artırılır.”</em>  Örneğin, gazeteye demeç vermek suretiyle veya kendi sosyal medya hesabından herkesin görebileceği şekil hakaret etmek hakaret suçunun aleni bir şekilde işlenmesine neden olur.</p>
<p>Aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli değildir. Hakaret konusu söz veya davranışın belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması halinde alenen hakaret suçu işlenmiş olur.</p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Kurul Halinde Çalışan Kamu Görevlilerine Hakaret Suçu Cezası</strong></h4>
<p>TCK’nın 125/5. Maddesine göre; <em>“Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.”</em> TCK’nın 43. Maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereği belirlenen cezanın miktarı ayrıca 1/4’ten 3/4’e kadar arttırılır.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu ve Cezası</strong></h3>
<p>Cumhurbaşkanına hakaret suçu, TCK’nın 299. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile Cumhurbaşkanının toplumsal değeri konusunda toplumun sahip olduğu duygu ve düşünceleri sarsan fiil ve sıfatların isnat edilmesi cezalandırılmaktadır.</p>
<p>Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kovuşturulması Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir.</p>
<p>5237 sayılı TCK’nın 299. Maddesine göre; Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza 1/6 oranında arttırılır.</p>
<p><em>Cumhurbaşkanına hakaret suçu</em> nedeniyle hükmedilen hapis cezası, adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Hakaret Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması</strong></h3>
<p>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanığın kasıtlı suçlarda 5 yıl gözlenmesi ve sanık hakkında verilen hükmün bu süre boyunca hiçbir sonuç doğurmaması, sanığın bu sürede yeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşmesi olarak açıklanabilir.</p>
<p>HAGB kararı verilmesinin önemli şartlarından biri mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartıdır. Hakaret suçu yönünden bu şart aranmamaktadır. Çünkü, hakaret suçu nedeniyle uğranılan doğrudan bir maddi zarar yoktur.</p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:29:03 +0300</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/asliye-ceza-mahkemesi-hangi-davalara-bakar</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/asliye-ceza-mahkemesi-hangi-davalara-bakar</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-4.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><h2 style="text-align: center;">Asliye Ceza Mahkemesinin Görevli Olduğu Davalar Nelerdir?</h2>
<p>Asliye ceza mahkemesinin hangi davalara bakmakla görevli olduğu, kanun maddesinde ilgili suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırı dikkate alınarak belirlenmektedir. Suçun cezasının üst sınırı 10 yıldan fazla veya özel bir düzenleme ile başka bir mahkeme görevli değilse, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.</p>
<p>5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 24. Maddesine göre, mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.</p>
<p>Yani yukarıda saydığımız ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar ve özel kanunlarla belirlenmiş olan görevler haricinde işlenen suçlarla ilgili görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.</p>
<h2 style="text-align: center;"> </h2>
<h2 style="text-align: center;">Asliye Ceza Mahkemesinin Karalarına Karşı İtiraz ve İstinaf Yolu</h2>
<p><strong>İtiraz kanun yolu,</strong> ilk derece mahkemesinin verdiği bir kararın aynı derecede yer alan bir başka mahkeme tarafından değerlendirilmesi için öngörülmüştür. Örneklendirmek gerekirse, asliye ceza avukatının tutuklama kararına veya tutukluluk halinin devamı kararına itiraz etmesi halinde ağır ceza mahkemesi tarafından, tutuklama veya tutukluluk halinin devamı kararının yerinde olup olmadığı denetlenir.</p>
<p><strong>İstinaf kanun yolu,</strong> asliye ceza mahkemesi kararının hem maddi olay yönünden hem hukuki yönden üst dereceli bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenmesidir.</p>
<p>Asliye ceza mahkemelerinin hüküm niteliğindeki kararlarına (beraat, mahkumiyet, adli para cezası, vb.) karşı şartları varsa istinaf kanun yoluna başvurulabilir.</p>
<p>Ağır ceza mahkemelerinde olduğu gibi, asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve itiraz kanun yollarına başvurma süresi tefhim (öğrenme) veya yokluğunda tebliğden itibaren 7 gündür.</p>
<h2 style="text-align: center;">Asliye Ceza Mahkemesinin Kesin Kararları Nelerdir?</h2>
<p style="text-align: left;">Asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkının istisnaları yani kesin kararlar şunlardır:</p>
<p style="text-align: left; padding-left: 40px;">• 3.000 TL veya daha az adli para cezasına ilişkin hükümler,<br>• Üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlar nedeniyle verilen beraat kararları,<br>• Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan kararlar.</p>
<h2 style="text-align: center;">Asliye Ceza Avukatı Ücretleri 2022 Yılında Ne Kadar?</h2>
<p>Asliye ceza avukatı ücretleri <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/11/20211120-20.htm">2022 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi</a> uyarınca belirlenmektedir. Asliye Ceza alanında uzman avukat ücretleri 24.11.2020 tarihli 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “İkinci Kısım” “İkinci Bölüm”de yazılmıştır. Tarifenin ikinci kısmı “Yargı Yerleri İle İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para İle Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret” başlığını taşımaktadır.</p>
<p>2022 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) ikinci kısım ikinci bölümünün 9. maddesinde 2022 asliye ceza avukatı ücreti 5.100,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu ücret asgari ücret niteliğinde olup bu ücretin altında avukatın dava alması yasaktır. Ayrıca bu ücret asgari olduğundan avukat ile müvekkil arasında daha yukarı ücretlerle anlaşma yapılabilir.</p>
<p>Asliye ceza davalarında yukarıda da bahsedildiği gibi alt sınır Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir. Üst sınır ise bulunmamaktadır. Bu nedenle avukat ile müvekkili arasında asgari ücret tarifesinin altında olmamak kaydıyla anlaşılacak ücret üzerinden vekillik görevi sürdürülecektir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ceza Avukatı Ahmet Yasin SÖZEN İletişim Bilgileri</h2>
<p><a href="https://sozhukukdanismanlik.com/trabzon-ceza-avukati/"><strong>Trabzon ceza avukatı</strong></a> Avukat Ahmet Yasin SÖZEN  ile iletişime geçmek için <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/iletisim/"><strong>Bize Ulaşın</strong></a> linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. <strong>Ceza avukatı</strong> Avukat Ahmet Yasin SÖZEN’e <strong>0552 861 6111</strong> numaralı telefon numarasından Whatsapp! Üzerinden randevu alarak ulaşabilirsiniz.</p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:26:55 +0300</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Ağır Ceza Mahkemesi Hangi Davaları İnceler?</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/agir-ceza-mahkemesi-hangi-davalari-inceler</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/agir-ceza-mahkemesi-hangi-davalari-inceler</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-3.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><h2 style="text-align: center;">Ağır Ceza Mahkemesi Nedir?</h2>
<p style="text-align: left;">Ağır Ceza Mahkemesi, ilk derece ceza yargılamasında kanunda öngörülen ceza miktarı bakımından en ağır suçlara bakan mahkemedir. Ağır ceza mahkemesinin görevi, 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un 12. Maddesinde düzenlenmiştir.</p>
<p>İşlenen herhangi bir suçun ağır ceza mahkemesinin yargılama görevine giren suçlardan olup olmadığı 5235 Sayılı Kanun’un 12. maddesinin suç vasfı ve ceza miktarı yönünden getirdiği kriterleri dikkate alınarak belirlenir. Sanık, 18 yaşından küçük ise, yargılama görevi Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin bulunmadığı il merkezlerinde HSK kararına göre ilgili Ağır Ceza Mahkemesi, çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla davalara bakmakla yükümlüdür.</p>
<p>Bir suç nedeniyle savcılık soruşturması aşamasında mahkeme tarafından verilmesi gereken kararlar Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir.</p>
<h2 style="text-align: center;"> </h2>
<h2 style="text-align: center;">Ağır Ceza Mahkemeleri Görevli Olduğu Davalar Hangileridir?</h2>
<p style="text-align: left;">Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar bakımından üç temel kriter vardır. Bu kriterler şunlardır:</p>
<p>1-) Özel kanunlar açıkça ayrı bir suça daha bakma görevi vermediği müddetçe, ağır ceza mahkemeleri aşağıdaki suçlara bakmakla görevlidir.</p>
<p style="padding-left: 40px;">• Yağma (Gasp) suçu (TCK 148 ve 149. Maddeleri),<br>• Kasten adam öldürme suçu (TCK 81 ve 82. Maddeleri),<br>• Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK 87/4. Maddesi),<br>• Taksirle ölüme neden olma (TCK 85/2. Maddesi),<br>• İrtikap suçu (TCK 250/1-2. Maddeleri),<br>• Zimmet suçu (TCK 247. Maddesi),<br>• Rüşvet suçu (TCK 252. Maddesi),<br>• Resmi belgede sahtecilik suçu (TCK 204/2. Maddesi),</p>
<p style="padding-left: 40px;">• Nitelikli dolandırıcılık suçu (TCK 158. Maddesi),<br>• Hileli iflas suçu (TCK 161. Maddesi).</p>
<p>2-) 5237 Sayılı TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan aşağıda yer alan suçlara dair davalara bakma yetkisi ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<p style="padding-left: 40px;">• Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar,<br>• Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,<br>• Milli savunmaya karşı suçlar,<br>• Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,<br>• 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamına giren propaganda yapma suçu ve örgüt üyeliği suçu vb. siyasi nitelikli suçlar.</p>
<p>3-) Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve ceza üst sınırı on yıldan fazla hapis cezalarını</p>
<p>gerektiren tüm suçlara ilişkin davalara bakma görevi ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ağır Ceza Mahkemelerinin Hangi Kararlarına İtiraz Edilebilir?</h2>
<p style="text-align: left;"><strong>İtiraz kanun yolu,</strong> ilk derece mahkemesinin verdiği bir kararın aynı derecede yer alan bir başka mahkeme tarafından değerlendirilmesi için öngörülmüştür. Örneklendirmek gerekirse, ağır ceza avukatının tutuklama kararına veya tutukluluk halinin devamı kararına itiraz etmesi halinde aynı derecede yer alan başka bir mahkeme, tutuklama veya tutukluluk halinin devamı kararının yerinde olup olmadığı denetlenir.</p>
<p>Ağır ceza mahkemelerinin duruşmalarda vermiş oldukları ara kararlarına karşı da itiraz kanun yoluna başvurulabilir.</p>
<p>Ağır ceza mahkemesi ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o</p>
<p>yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268/1. Maddesine göre, ağır ceza mahkemesi kararlarına itiraz süresi tefhim (öğrenme) veya yokluğunda tebliğden itibaren 7 gündür.</p>
<p>Ağır ceza mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurmak mümkündür.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ağır Ceza Mahkemelerinin Kararlarına Karşı İstinaf Başvurusu Nedir?</h2>
<p style="text-align: left;">İstinaf, ağır ceza mahkemesi kararının hem maddi olay yönünden hem hukuki yönden üst</p>
<p style="text-align: left;"> dereceli bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenmesidir.</p>
<p>Ağır ceza mahkemelerinin hüküm niteliğindeki kararlarına (beraat, mahkumiyet, adli para cezası, vb.) karşı şartları varsa istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Taraflar veya Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmese bile, 15 sene ve daha fazla hapis cezaları istinaf mahkemesi tarafından kendiliğinden incelemeye tabi tutulur.</p>
<p>5271 sayılı CMK’nın 273. Maddesine göre, ağır ceza mahkemesi kararlarına istinaf süresi tefhim (öğrenme) veya yokluğunda tebliğden itibaren 7 gündür.</p>
<p>Ağır ceza mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkının istisnaları yani kesin kararlar şunlardır:</p>
<p style="padding-left: 40px;">• 3.000 TL veya daha az adli para cezasına ilişkin hükümler,<br>• Üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlar nedeniyle verilen beraat kararları,<br>• Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan kararlar.</p>
<p>Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçların büyük bir kısmında avukat ile temsil edilmesi zorunludur. Bu nedenle, davanın bir ceza avukatı aracılığıyla takip edilmesi delillerin toplanması, iddia faaliyeti ve savunma hakkının sağlıklı bir şekilde sağlanması açısından yararlı olacaktır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ağır Ceza Avukatı Ücretleri 2022 Yılında Ne Kadar?</h2>
<p style="text-align: left;">Ağır ceza avukatı ücretleri <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/11/20211120-20.htm">2022 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi</a> uyarınca belirlenmektedir. Ağır Ceza alanında uzman avukat ücretleri 24.11.2020 tarihli 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “İkinci Kısım” “İkinci Bölüm”de yazılmıştır. Tarifenin ikinci kısmı “Yargı Yerleri İle İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para İle Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret” başlığını taşımaktadır.</p>
<p>2022 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) ikinci kısım ikinci bölümünün 12. maddesinde 2022 ağır ceza avukatı ücreti 10.250,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu ücret asgari ücret niteliğinde olup bu ücretin altında avukatın dava alması yasaktır. Ayrıca bu ücret asgari olduğundan avukat ile müvekkil arasında daha yukarı ücretlerle anlaşma yapılabilir.</p>
<p>Ağır ceza davalarında yukarıda da bahsedildiği gibi alt sınır Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir. Üst sınır ise bulunmamaktadır. Bu nedenle avukat ile müvekkili arasında asgari ücret tarifesinin altında olmamak kaydıyla anlaşılacak ücret üzerinden vekillik görevi sürdürülecektir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ceza Avukatı Ahmet Yasin SÖZEN İletişim Bilgileri</h2>
<p><a href="https://sozhukukdanismanlik.com/trabzon-ceza-avukati/">Trabzon ceza avukatı</a> Avukat Ahmet Yasin SÖZEN ile iletişime geçmek için <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/iletisim/">Bize Ulaşın</a> linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ceza avukatı Avukat Ahmet Yasin SÖZEN’e 0552 861 6111 numaralı telefon numarasından Whatsapp! Üzerinden randevu alarak ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: right;">Av. Ahmet Yasin SÖZEN</p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:25:15 +0300</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/uyusturucu-madde-ticareti-sucu</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/uyusturucu-madde-ticareti-sucu</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-2.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. Maddesine göre<strong>, Uyuşturucu madde ticareti suçu</strong>, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imali, ithali, ihracı, ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi (temin etme), sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması veya ticaret amacıyla satın alınması, kabul edilmesi ile işlenebilen seçimlik hareketli bir suçtur.</p>
<p>Uyuşturucu madde ticaretinin konusu aşağıda sayılı maddelerin bulunması halinde TCK’nın 188/4. Maddesine göre daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hal gerçekleşmiş olur.</p>
<ul>
<li>Eroin, kokain, morfin, bazmorfin veya sentetik kannabinoid (bonzai) ve türevleri uyuşturucu maddeler.</li>
</ul>
<p>Yukarıda sayılanlar haricindeki bulunan tüm uyuşturucu maddelerin ticareti (esrar, ecstasy (hap) vs.) TCK ‘nın 188/3. Maddesine göre suçun temel şekliyle cezalandırılır.</p>
<h2><strong>Hangi Eylemler Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunu Oluşturur?</strong></h2>
<p><strong>Uyuşturucu Madde İmal Etme Suçu:</strong> Uyuşturucu niteliği bulunmayan herhangi bir maddenin veya bir uyuşturucu maddenin bazı işlemlerden geçirilerek başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi halinde suç oluşur. İmal durumunda, işlemden geçirilen uyuşturucu niteliğine haiz veya haiz olmayan maddenin niteliğinin değiştirilmesi gerekir. Maddenin içeriğini ve etkisini değiştirmeyen veya yapılan işlem maddenin mevcut niteliğinin uzun süre korunması amaçlanmış ise bu durumda uyuşturucu madde imal etmek suçu oluşmaz. Örneğin, hint keneviri bitkisinin yapraklarının kurutulup elenmesi, ısıtılarak hap haline getirilmesi imal etmek suçunu oluşturmaz. Ayrıca, uyuşturucu imalatı için kullanılan aletlerin ve yerin, uyuşturucu imaline elverişli olması gerekir. Ele geçirilen maddenin niteliğinin de Adli Tıp Kurumundan sorulması gerekmektedir.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-1317 aligncenter lazyload" data-src="https://sozhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2022/02/resim-e1644597095802-300x109.jpg" alt="uyuşturucu madde ticareti suçu" width="300" height="109"></p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde İthal Etme Suçu:</strong> Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız/ruhsata aykırı olarak yurt dışından Türkiye’ye sokulması eylemiyle TCK’nın 188. Maddesinin 1. fırkasında düzenlenen suç gerçekleşecektir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin, yurt dışından her ne şekilde olursa olsun kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir noktasından Türkiye sınırları içerisine sokulmuş olması suçun oluşması için yeterlidir. Fail, uyuşturucu maddeyi bir ülkeden başka bir ülkeye göndermek üzere mecburi bir şekilde Türkiye’yi transit geçiş için kullanıyorsa ve maddenin yurt içinde bırakılacağı yönünde herhangi bir delil yoksa bu eylemi uyuşturucu madde nakletme suçuna oluşturur.</p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde İhraç Etme Suçu:</strong> Uyuşturucu madde ihraç etme, yurt içinde bulunan uyuşturucunun yurt dışına çıkarılmasıdır (TCK m.188/1). Uyuşturucu madde ihraç etme, ancak uyuşturucu maddenin gümrük kapısından geçmesiyle meydana gelen bir fiildir. İhraç edilmek istenen uyuşturucu maddenin sınıra doğru taşırken henüz gümrük alanına ulaşmadan önce yakalanması halinde, uyuşturucu madde nakletme veya bulundurma suçu (TCK m.188/3) işlenmiş olur. Çünkü, fail gümrük alanına girmeden önceki her aşamada uyuşturucu maddeyi ihraç etmekten özgür iradesiyle her zaman vazgeçebilir. Bu durumda, fail hakkında uyuşturucu madde ihraç etmeye teşebbüs suçu nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri dikkate alınarak gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir. Ancak, ihraç fiili ile ilgili hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen fail, uyuşturucu madde bulundurma veya nakletme suçundan cezalandırılır.</p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde Sevk veya Nakletme Suçu:</strong> Uyuşturucu maddenin başkasına verilmesi veya devredilerek faydalanılmasının sağlanması amacıyla bir yerden başka bir yere götürülmesi uyuşturucu madde sevk veya nakletme suçu olarak nitelendirilmektedir (TCK m.188/3). Uyuşturucu maddeyi başkası için değil de, kendi ihtiyacı için nakleden kimse, kullanım miktarı sınırları içinde kalmak kaydıyla kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemiş olur.</p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde Kabul Etme ve Bulundurma Suçu</strong>: <u>Kabul etmek;</u> bir kimsenin başkasına ait uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin zilyetliğini herhangi bir karşılık vermeden kişisel kullanım dışında bir amaçla alması olup, suçun tamamlanması için maddenin failin fiili hakimiyetine geçmesi gerekmektedir. <u>Bulundurmak ise;</u> bir kimsenin kendisine ya da bir başkasına ait uyuşturucu ya da uyarıcı maddeyi kişisel kullanım amacı dışında ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak üzerinde tasarrufta bulunabilecek şekilde hakimiyeti altında tutması şeklinde tanımlanabilecektir. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddeyi sattığı, satışa arz ettiği, başkalarına verdiği, sevk ettiği, naklettiği, depoladığı, satın aldığı belirlenemeyen, ancak kişisel kullanım sınırlarının üstünde bir miktardaki maddeyle yakalanan sanıklar, TCK m. 188/3. maddesinde belirtilen kabul etme ve bulundurma eylemlerini gerçekleştirmiş olacaklardır.</p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde Satma, Satışa Arzetme veya Satın Alma:</strong> Uyuşturucu madde satma suçu, uyuşturucu maddenin bir bedel veya herhangi bir menfaat karşılığında başkasına devredilmesini ifade eder. Uyuşturucu maddeyi satışa arzetme, henüz satış aşamasına gelmese de uyuşturucu maddenin satışı için bazı hazırlık hareketleri yapmayı ifade eder. Uyuşturucu madde satın alma suçu ise, uyuşturucu maddeyi alan kişinin bunu kişisel kullanım için değil de ticari amaç için satın almasıyla oluşur. Uyuşturucu madde satma, satışa arzetme veya satın alma fiillerinin cezası aynıdır (TCK m.188/3).</p>
<p><img class="size-medium wp-image-1318 aligncenter lazyload" data-src="https://sozhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2022/02/resim-2-300x168.jpg" alt="uyuşturucu madde ticareti suçu" width="300" height="168"></p>
<p><strong>Uyuşturucu Madde Temin Etme Suçu:</strong> Uyuşturucu madde temini, yani başkasına verme, uyuşturucu sağlama fiili; bir kimsenin kendisinde bulunan veya herhangi bir surette elde ettiği uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi, <u>satış amacı olmadan ve herhangi bir bedel almaksızın</u> başkasına salt olarak vermesidir. Uyuşturucu madde temin etme suçunda kilit nokta, failin, uyuşturucu maddeyi satış veya satışa arzetme amacı dışında başkalarına devretmesidir. Uyuşturucu maddeyi alan kişinin de bu maddeyi hangi amaçla aldığının bir önemi yoktur. Kendi kişisel ihtiyacı için kullanacak olan bir kimseye uyuşturucu ve uyarıcı madde temin etme fiili, kanunda uyuşturucu maddeyi “başkasına verme” şeklinde tanımlanan suçu oluşturur (TCK m. 188/3).</p>
<h2><strong>Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu ile Kullanım Suçu Arasındaki Fark</strong></h2>
<p>Uyuşturucu madde ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu birbirine karıştırılmamalıdır. Suçun, uyuşturucu madde ticareti suçu olup olmadığı şu kriterlere göre tespit edilir:</p>
<ul>
<li>Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ile uyuşturucu madde ticareti suçu açısından birinci ölçüt, yakalanan uyuşturucu maddenin miktarıdır. Yargıtay kararlarına göre, sanığın kişisel ihtiyaç sınırını aşacak miktarda uyuşturucu madde bulundurması, uyuşturucu maddeyi kişisel kullanım amacı dışında bulundurduğunun karinesidir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, örneğin, Adli Tıp Kurumunun görüşüne göre esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Buna göre yıllık kullanım miktarının üzerinde uyuşturucu madde bulunduran sanığın, uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında bulundurduğu kabul edilmektedir.</li>
<li>İkinci ölçüt ise, sanığın elindeki uyuşturucu maddeyi başkasına satma ya da devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içerisine girip girmediği incelenmelidir. Örneğin, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığını söyleyen tanık veya başkaca sanık beyanı varsa, fiil uyuşturucu madde ticareti suçu olarak vasıflandırılır.</li>
<li>Aradaki farkı gösteren üçüncü ölçüt ise, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin sanık tarafından bulundurulduğu yer dikkate alınarak uyuşturucu maddenin kullanmak için mi yoksa ticaret için mi bulundurulduğu tespit edilmelidir. Kişisel ihtiyacı için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde bulundurur. Uyuşturucu maddenin kolayca ulaşılamayacak bir yerde zulalanmış olması uyuşturucu madde ticareti yapıldığının emarelerindendir.</li>
<li>Son olarak, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulunduruluş şekli de suç vasfının tespiti açısından ölçütlerden biridir. Uyuşturucu maddenin çok sayıda ve özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde bulunması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartı sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer veya yakınında hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin yakalanması, uyuşturucunun kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli delil olacaktır.</li>
</ul>
<h2><strong>Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunun Cezası Nedir?</strong></h2>
<p>Uyuşturucu madde ticareti suçu, TCK’nın 188. maddesinde seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Sanık tarafından yapılan eyleme göre, uyuşturucu madde ticareti suçunun (alma, satma, temin etme, nakletme vs.) cezası aşağıdaki gibidir:</p>
<ul>
<li>Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, 20 yıldan 30 yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.</li>
<li>Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, temin eden, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, 10 yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz (TCK m.188/3).</li>
<li>Yukarıdaki belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid (bonzai) ve türevleri veya bazmorfin olması, halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 188/4-a).</li>
<li>5237 sayılı yasanın 188/3. Maddesinde yazılı fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 188/4-b).</li>
<li>Yukarıdaki tüm uyuşturucu suçlarının, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır (TCK m. 188/5).</li>
<li>Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.</li>
<li>Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, 8 yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</li>
<li>Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</li>
</ul>
<h2><strong>Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu ve Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi</strong></h2>
<p>5237 sayılı kanunun 192. Maddesine göre etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı <u>özgür iradesiyle</u> sonradan pişman olması, suç teşkil eden fiilin meydana getirdiği olumsuzlukları gidermesi ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkı sunması halinde cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur.</p>
<p>Uyuşturucu madde ticareti suçunda birbirinden zamansal olarak ayrılan iki tür etkin pişmanlık hali vardır:</p>
<p>Suçun işlendiği resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce etkin pişmanlık halinde (TCK m.192/1-2);</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.”</em></p>
<p>Suçun işlendiği resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlık halinde (TCK m.192/3);</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.”</em></p>
<p>TCK’nın 192/3. maddesine göre, suçun işlendiği resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlık halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:</p>
<p style="padding-left: 40px;">1- Fail TCK’nın 188. veya TCK 191. maddesinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.</p>
<p style="padding-left: 40px;">2- Ceza yargılamasına yapılan katkı, yani hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.</p>
<p style="padding-left: 40px;">3- Suç veya suç ortaklarının ortaya çıkmasına hizmet ve yardım, soruşturmaya da kovuşturma makamlarına da yapılmalıdır.</p>
<p style="padding-left: 40px;">4- Ceza yargılamasına yapılan katkı, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. Bu katkı, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmeli ve bu kurumlara yapılmalıdır.</p>
<p style="padding-left: 40px;">5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.</p>
<p style="padding-left: 40px;">6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.</p>
<p>Yargıtay, etkin pişmanlık konusunda sanığın samimi olup olmadığının ve verdiği bilgilerin yararlı olup olmadığının dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Buna göre;</p>
<p style="padding-left: 40px;">Yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hallerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması halinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.</p>
<hr>
<h2><strong>Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Yargıtay Kararları</strong></h2>
<h3><strong>Uyuşturucu Madde Satma Etkin Pişmanlık (TCK 192/3)</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10. C.D. 2017/869 E., 2021/362K.)</p>
<p>Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, 28/10/2013 tarihinde metruk binaların kontrolü sırasında ikinci katta haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi denetimli serbestlik kararı verilen … ve …‘un bulunduğu, yakalamaları yapıldıktan sonra binanın üçüncü katının kontrolü için gidildiği esnada merdivenlerden inen sanığın yakalandığı ve üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilmediği, binanın kontrolünde ise üçüncü katta bulunan oda içerisinde suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, sanığın aleyhine bilgi, ihbar ya da herhangi bir delil bulunmadığı ve uyuşturucu maddelerin yakalanan üç kişiden hangisine ait olduğunun belirlenemediği aşamada, sanığın ele geçen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu ve … tarafından paketlendiğini söyleyerek beyanı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.</p>
<p>(Yargıtay CGK. 2020/ 427 E., 2021 / 402 K.)</p>
<p>Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir. Buna göre, yakalanan kimsenin<strong> uyuşturucu</strong> maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden<strong> uyuşturucu</strong> işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi <strong>etkin pişmanlık</strong> hükümlerinin<strong> uygulanması</strong> için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında <strong>etkin pişmanlık</strong> hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde<strong> uyuşturucu</strong> ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, <strong>uyuşturucu</strong> ve uyarıcı madde satmak suçundan <strong>etkin pişmanlık</strong> koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.</p>
<p><strong>Uyuşturucu</strong> veya uyarıcı maddelerin imalinin, <strong>ticaret</strong>inin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek “cezasızlık” nedeni gerekse “cezadan indirim” sebebi olarak TCK'nın 192. maddesinde düzenlenen <strong>etkin pişmanlık</strong> hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir.</p>
<p><strong>Uyuşturucu</strong> madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK'nın 192. maddesinin 1. fıkrasında; <strong>uyuşturucu</strong> veya uyarıcı madde imal ve<strong> ticaret</strong>i suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin 2. fıkrasında; kullanmak için<strong> uyuşturucu</strong> veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu<strong> uyuşturucu</strong> maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle<strong> uyuşturucu</strong> madde<strong> ticaret</strong>i yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu<strong> uyuşturucu</strong> maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasında ise; kullanmak için<strong> uyuşturucu</strong> madde bulundurma ya da<strong> uyuşturucu</strong> madde imal veya<strong> ticaret</strong>i suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir.</p>
<p><strong>Etkin pişmanlık</strong> hükümlerinin düzenlenmesindeki, genel kamu sağlığının korunması ve<strong> uyuşturucu</strong> madde<strong> ticaret</strong>i yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesi amacı ile söz konusu maddenin düzenleniş sistematiği dikkate alındığında; failin, TCK'nın 192. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılması hâlinin söz konusu olduğu durumlarda, failin kendi suçuna eş değer (denk) ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçu ortaya çıkarması veya kendi suçuna eş değer ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçun failinin yakalanmasına hizmet ve yardımda bulunması gerekmektedir. Aksinin kabulü, <strong>etkin pişmanlık</strong> hükümlerinin düzenleniş amacına aykırı olacağı gibi<strong> uyuşturucu</strong> madde imal ve<strong> ticaret</strong>i suçlarıyla yapılmakta olan mücadeleyi de zaafa uğratacak, söz konusu düzenlemenin suistimaline yol açacaktır. Örneğin; <strong>uyuşturucu</strong> madde nakletmeyi planlayan ve bu amaçla yüklü miktarda eroin temin eden failin, yakalanma ihtimalini de değerlendirip nakil suçuna başlamadan önce, nakil suçu ile ilgisi bulunmayan ve daha öncesinde kendisine kullanmak için<strong> uyuşturucu</strong> madde sattığı ve<strong> uyuşturucu</strong> madde kullandığını bildiği bir şahsa az bir miktarda eroin verip<strong> uyuşturucu</strong> maddeyi naklederken yakalandığında bu kişinin kimlik ve adres bilgilerini vererek suç konusu madde ile yakalanmasını sağlaması hâlinde<strong> uyuşturucu</strong> madde nakletme suçundan alacağı cezadan yarı oranına kadar indirim yapılması söz konusu olacağından, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılmasını, <strong>uyuşturucu</strong> madde<strong> ticaret</strong>i yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini amaçlayan kanun koyucunun iradesinin aksine bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum ceza adaletini zedeleyecek biçimde failin haksız bir ceza indiriminden yararlanılmasının yolunu da açacaktır.</p>
<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br>Sanık ...’ın ülkeye girişi sonrasında havalimanında yapılan kontroller sırasında kendisine ait olan valizinde<strong> uyuşturucu</strong> madde bulunduğunun tespit edilip bahsi geçen valizi teslim almasının ardından yakalanması üzerine alınan ifade ve beyanlarında; diğer sanıklar ... ve ...’nün suç konusu olay ile ilgileri ile adı geçen sanıkların olaydaki konumları hakkında bilgiler vermesi, ifadelerinde geçen hususların yurda giriş ve çıkış kayıtları, uçuş kayıtları, uçak biletinin alınmasına ilişkin belge, bir kısım whatsapp yazışma içerikleri ve dosya kapsamı itibarıyla doğrulanması, bu hâliyle sanık ...’nın olayın diğer failleri olan suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması, bu sanıklardan ...'in de yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında, sanık ... hakkında TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanma koşullarının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.</p>
<h3><strong>Eroin Maddesi Kullanım Sınırı</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10. C.D. 2013/2410 E., 2017/2719 K.)</p>
<p>Kıbrıs’a uyuşturucu madde getireceğine ilişkin alınan istihbari bilgi üzerine takip edilen sanığın otelden çıktıktan sonra kolluk görevlilerince yakalandığı ve kaldığı otelde yapılan aramada <u>yıllık 20 gram olan kullanım sınırının</u> çok üzerinde net 296.1 gram eroinin ele geçirildiği anlaşıldığından; olay tutanağı içeriği, sanığın aşamalardaki savunmaları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, eylemi uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulması, bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.</p>
<h3><strong>Önleme Araması Neticesinde Uyuşturucu Madde Elde Edilmesi</strong></h3>
<p>(Yargıtay CGK. 2016/760 E., 2017/138 K.)</p>
<p>Uyuşturucu madde satan sokak satıcılarının deşifre edilmesine yönelik çalışmalar sırasında, Doğan isimli şahsın Mahmudiye Mahallesi ve Mehmet Fatih Deveci İlköğretim Okulu civarında eroin sattığı bilgisinin elde edildiği, ancak bu bilgiyi destekleyen emarelerin bulunmaması nedeniyle doğruluğunun araştırılması için, aynı gün saat 17.30 sıralarında görevlilerce söz konusu yere gidilerek tertibat alındığı, bu nedenle suç şüphesinin henüz Cumhuriyet savcısına bildirilmediği ve soruşturma evresinin başlamadığı aşamada çevrede gözlem yapıldığı sırada; sık sık telefonla görüşmeler yapan sanığın durumundan şüphelenilerek izlemeye alındığı, bir süre sonra sanığın yanına tanıklar Veysel ile Mehmet Akif'in geldiği, Veysel'in, Mehmet Akif'ten aldığı parayı sanığa, sanığın da çorabından çıkardığı şeyi Veysel'e verdiği, sanığın tanıkların yanından ayrıldığının görülmesi üzerine görevlilerce tanıkların yanına gidildiği, ardından Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/1195 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan kontrollerde tanık Veysel'in pantolonun sağ cebinde 1 paket uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, bu esnada başka bir ekip tarafından izlenen sanığın yakalandığı ve emniyet müdürlüğünde yapılan üst yoklamasında sağ ayağındaki çorap içerisinde 6 paket uyuşturucu maddenin ele geçirildiği olayda, 2559 sayılı PVSK'nun Ek 4. maddesi uyarınca, bir suçla karşılaştığında hizmet branşına bağlı olmaksızın suça el koymak ve delilleri tespit edip, muhafaza altına almak ile görevli ve yetkili olan görevlilerinin, istihbari bilgide uyuşturucu madde satıldığı belirtilen okul ve çevresinde araştırma yaptıkları sırada, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan edindikleri izlenime göre, sürekli telefonla görüşme yapan sanığı suç işleyeceği ya da işlemekte olduğu şüphesine ve bu makul sebebe dayanarak takibe aldıkları, bir süre sonra izlenmekte olan sanığın yanına tanıklar Veysel ile ...'in geldiği ve sanığın tanık Veysel'e para karşılığında suç konusu uyuşturucu maddeleri verdiğinin görüldüğü, somut emarelere dayanmayan istihbari bilgi hakkında olay yerinde araştırma yapan ve bu kapsamda şüpheli davranışları nedeniyle sanığı ve tanıkları izlemekte olan görevlilerin, sanığın tanık Veysel'e uyuşturucu madde satmasıyla işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla “suçüstü” hali ile karşılaştıkları ve buna bağlı olarak da suç işlerken rastlanan tanık Veysel'i ve sanığı, CMK'nun 90. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile aynı maddenin 4. fıkrası ve PVSK'nun 13. maddesinin I. fıkrasının (A) bendi ile Ek 6. maddesi gereğince yakaladıkları, ardından bu maddelerin verdiği yetkiye dayanarak, kaçmalarını veya kendilerine ya da başkalarına zarar vermelerini engellemek ve yine işlenmiş olan suçun delilinin tespit edilmesi ve karartılmasını önlemek amacıyla derhal gerekli tedbirleri alarak, bu kapsamda tanık Veysel ve sanığın üst yoklamasını yapıp suç konusu uyuşturucu maddeleri muhafaza altına aldıktan sonra uyguladıkları tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi vererek, aldıkları emirler doğrultusunda soruşturma işlemlerine başladıkları, yine PVSK'nun Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki, elde edilen soyut istihbari bilginin niteliği ve bu bilgiye dayalı olarak kolluk tarafından yapılan araştırmanın geldiği aşama itibarıyla, suç delillerinin kendisinde elde edilebileceği hususunda somut olgulara dayalı makul şüphe taşımayan, dolayısıyla da hakkında adli arama kararı alınmasını gerektirecek mahiyette makul suç şüphesi altında olmayan sanığın üst yoklamasının karar alınmasını gerektirmeyen “suçüstü” hükümlerinin ötesinde, olay yeri ve zaman dilimini kapsayan, veriliş amacı da suç işlenmesinin önlenmesi ve somut olayda olduğu gibi, uyuşturucu madde de dahil olmak üzere bulundurulması ve taşınması yasak olan eşyaların ele geçirilmesi olan önleme arama kararına dayandırıldığı, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan uyuşturucu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği anlaşıldığından, Özel Daire bozma kararında isabet bulunmamaktadır.</p>
<h3><strong>Arama Kararı Olmadan Uyuşturucu Maddenin Şüpheli Tarafından Teslim Edilmesi</strong></h3>
<p>(Yargıtay CGK. 2016/1014 E., 2018/664 K.)</p>
<p>Birinci uyuşmazlık konusunda belirtilen, açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilen sanık hakkında elde edilen istihbarat bilgisi ve telefonla yapılan ihbar ile sanığın yakalanması arasında geçen zaman aralığının uzun olması ve kolluk görevlilerince sanığın ikameti ve çevresinin değişik tarih ve zamanlarda izlendiğinin anlaşılması nedeniyle sanığın üzerinde arama yapılabilmesi için adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınması gerektiğine ilişkin açıklamalar da dikkate alındığında; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından, sanığı durduran görevlilerin, suçun konusu ve delilini oluşturan uyuşturucu maddeleri elde etme şekillerine ilişkin ihtimallere göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Birinci ihtimal; sanığı durduran görevlilerin ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunması hâlidir. Bu durumda, kolluk görevlilerinin ellerinde bulunan karar ya da emri sanığa ibraz edip yapacakları arama sonucunda suç konusu delile ulaşabilecekleri anlaşıldığından, üzerindeki uyuşturucu maddeyi çıkarıp teslim eden sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacaktır.</p>
<p>İkinci ihtimal; ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan kolluk görevlilerinin sanığı durdurduktan sonra Cumhuriyet savcısına bilgi verip talimatları doğrultusunda işlem yapmaları hâlidir. Bu durumda da adli arama kararı ya da yazılı arama emri verilip verilmemesine göre iki olasılık söz konusu olacaktır.</p>
<p>Adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınması durumunda; sanığı durduran kolluk görevlilerinin bu karar ya da emri sanığa ibraz edip yapacakları arama sonucunda suç konusu delile ulaşabilecekleri anlaşıldığından, üzerindeki uyuşturucu maddeyi çıkarıp teslim eden sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacaktır.</p>
<p>Adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınamaması durumunda ise; üzerine arama yapılamayacak olan sanığın, uyuşturucu maddeleri teslim etmek suretiyle suçun konusu ve delilini hukuka uygun hâle getirerek kendi suçunu ortaya çıkarması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır.</p>
<p>Üçüncü ihtimal ise; ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan görevlilerin sanığı durdurmaları sonrasında yaptıkları arama sonrasında suçun konusu ve delili olan uyuşturucu maddeleri ele geçirmeleri hâlidir. Bu durumda suçun maddi konusunu oluşturan uyuşturucu maddeler hukuka aykırı elde edilmiş olacağından, Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacaktır.</p>
<p>Bu ihtimaller dâhilinde somut olay incelendiğinde; kolluk görevlilerinin elinde bir arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmadığı hususu, takip altında bulundurdukları sanığı durdurduklarında herhangi bir karar ya da emir ibraz etmemelerinden ve sanığa “Üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığını” sormalarından anlaşılmaktadır. Zira, kolluk görevlilerinin ellerinde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunması hâlinde sanığa bu şekilde bir soru yöneltmeleri de beklenmeyecektir. Tutanak içeriği ve tutanak düzenleyicisi tanıkların anlatımlarından da suçun konusunu ve delilini oluşturan uyuşturucu maddelerin elde edilmesinden önce Cumhuriyet savcısından adli arama kararı ya da yazılı arama emri talep edildiğine ilişkin bir bilgi ve anlatımın bulunmadığı, kolluk görevlilerinin suç konusu uyuşturucu maddeler ele geçirildikten sonra Cumhuriyet savcısına olayı bildirdikleri açıktır. Kolluk görevlilerinin, sanık ...'i durdurmalarından sonra Cumhuriyet savcısına haber verecekleri ve alacakları adli arama kararı ya da yazılı arama emri üzerine arama işlemini gerçekleştirecekleri ihtimali ise bir varsayımdan ibaret olup, henüz bir karar veya yazılı arama emri verilip verilmeyeceğinin belirsiz olduğu bu durum, sanık aleyhine değerlendirilemeyecektir.</p>
<p>Kolluk görevlilerince durdurulduğu sırada hakkında düzenlenmiş bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan ve bu nedenle üzerinde arama yapılıp delil elde edilemeyecek olan sanığın, üzerindeki uyuşturucu maddeleri görevlilere teslim etmek suretiyle suçun konusu ve delilini hukuka uygun hâle getirerek kendi suçunu ortaya çıkardığının, bu aşamaya kadar da kolluk görevlilerince gerçekleştirilen işlemlerin Cumhuriyet savcısına bildirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.</p>
<h3><strong>Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma ve Uyuşturucu Satışı</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2017/ 7596 E., 2021 / 9229 K. )</p>
<p>Sanıklar ..., ... ve ... hakkında<strong> uyuşturucu</strong> madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:<br>Kendilerinde herhangi bir<strong> uyuşturucu</strong> ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanıkların; savunmalarının aksine, haklarında mahkûmiyet kararı verilen diğer sanıklarda ele geçirilen<strong> uyuşturucu</strong> maddelerle ilgileri olduğuna, bu sanıkların suçlarına iştirak ettiklerine ilişkin değişik anlamlar yüklenebilecek somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri dışında mahkûmiyetlerine yeterli kuşkuyu aşan ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,</p>
<p>Yasaya aykırı sanıklar müdafileri ile sanık ...’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, oy birliği ile,</p>
<p>Sanık ... ... hakkında<strong> uyuşturucu</strong> madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:<br>Sanığın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve kişisel <strong>kullanım sınırı</strong>nda olan<strong> uyuşturucu</strong> maddeyi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna, haklarında mahkûmiyet kararı verilen diğer sanıklarda ele geçirilen<strong> uyuşturucu</strong> maddelerle ilgisi olduğuna, bu sanıkların suçlarına iştirak ettiğine ilişkin değişik anlamlar yüklenebilecek somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri dışında mahkûmiyetine yeterli kuşkuyu aşan ve kesin delil bulunmadığı, sabit olan fiilinin <strong>kullanmak için</strong> <strong>uyuşturucu</strong> madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden<strong> uyuşturucu</strong> madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,</p>
<p>Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2019/ 9355 E., 2021 / 7660 K.)</p>
<p>Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden yapılan temyiz incelenmesinde:</p>
<p>Olay tutanağı içeriğine, sanık ve diğer sanık savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, diğer sanık ...’te ele geçirilen<strong> uyuşturucu</strong> madde ile sanığın ilgisi olduğuna ilişkin kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sanığın kullanımında olan ... plakalı aracın yanında ve arka koltuğunda ele geçirilen kişisel <strong>kullanım sınırı</strong>nda olan<strong> uyuşturucu</strong> maddeyi, kullanma amacı dışında bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında “<strong>kullanmak için</strong> <strong>uyuşturucu</strong> madde bulundurma” yerine “<strong>uyuşturucu</strong> madde ticareti yapma” suçundan hüküm kurulması,<br>Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma (Satma) ve Zincirleme Suç</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2021/ 5872 E., 2021 / 11358 K. )</p>
<p>Sanığın, 22/06/2017 tarihinde aracında yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin ticaret amacıyla bulundurulduğu sabit ise de; 22/08/2017 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilenuyuşturucu maddenin 22/06/2017 tarihinde ele geçirilen maddeden sonra temin edildiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığından bu maddelerin devamı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve böylece zincirleme suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin TCK'nın 43/1. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,</p>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2017/ 1614 E., 2021 / 11017 K.)</p>
<p>Gizli soruşturmacıların 22.04.2011 ve 26.04.2011 tarihlerinde sanıktan esrar satın aldıkları; görevlilerin değişik tarihlerdeki satın alma işlemlerinin suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla alıcı görevlilere yapılan<strong> uyuşturucu</strong> madde satışlarının <strong>zincirleme suç</strong> kapsamında değerlendirilemeyeceği, böylece sanığın hareketlerinin bütünüyle 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde açıklanan “satmak için<strong> uyuşturucu</strong> madde bulundurma” ve "<strong>uyuşturucu</strong> maddeyi satışa arz etme” seçimlik hareketlerini oluşturduğu gözetilmeden, birden fazla<strong> uyuşturucu</strong> madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında <strong>zincirleme suç</strong>la ilgili TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Uyuşturucu Maddeyi Satışa Arz Etme Suçu</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2020/ 8231 E., 2021 / 11187 K.)</p>
<p>Gizli soruşturmacı olan kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevi kapsamında, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etme amacıyla kimliklerini gizleyerek sanıktan<strong> uyuşturucu</strong> madde almaları mümkün olup, asıl amaçları<strong> uyuşturucu</strong> veya uyarıcı madde satın almak olmayıp, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmek olup, sanıktan ilk defa<strong> uyuşturucu</strong> madde almaları üzerine<strong> uyuşturucu</strong> maddeyi <strong>satışa arz etme</strong> suçunun ve failinin belirlendiği, delillerin elde edildiği ancak böyle bir durumda gerçek anlamda bir alım - satım ilişkisinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ilk alımdan sonra kolluk görevlilerinin, sanıktan yeniden<strong> uyuşturucu</strong> madde almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, delil elde etme faaliyeti kapsamında olduğu ve TCK'nın 43. maddesi anlamında ayrı bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nın 43/1. maddesi uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi; Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Uyuşturucu Madde Temin Etme (Sağlama) Suçu</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2020/ 211 E., 2020 / 6962 K.)</p>
<p>Sanığın sabit olan fiili, <strong>uyuşturucu madde temin etme</strong>si için tanık ... ...'ı, diğer sanık ...'a yönlendirerek, ... ile ...'un uyuşturucu madde alışverişi için buluşmalarını sağlamaktan ibaret olup, suçun işlenmesine doğrudan katılmayıp suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığı anlaşıldığından, sanık hakkında TCK'nın 39. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA...</p>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2020/ 15691 E., 2020 / 9450 K.)</p>
<p>09.05.2018 tarihinde, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan ve dosyamız kapsamında tanık olarak beyanına başvurulan ... ile sanık ... arasındaki telefon görüşmesi sonucu aralarında uyuşturucu madde alışverişi olabileceği değerlendirilerek telefonda belirtilen buluşma yerine gidildiğinde h'in tek başına beklediğinin görüldüğü ve yanına gidildiğinde 5 adet MDMA içeren tabletin ele geçirildiği olayda; ... 'in bütün aşamalarda uyuşturucuyu sanık ...'den almadığını beyan ettiği, kolluk tarafından alışverişe ilişkin bir tarassutun olmadığı, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek iletişimin tespiti çözüm tutanakları dışında sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı,</p>
<p>02.06.2018 tarihinde, hakkında dosyamız kapsamında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulan ... ile sanık ...'in bulunduğu sanığa ait olan ticari takside yapılan aramada, arka koltukta bulunan ...'un üzerinde 3 ayrı poşette toplam net 11,172 gr metamfetamin, aracın ön koltuğundaki sigara paketinde 0,88 gr metamfetamin, 1 adet 5F-ADB içeren madde ve net 0,63 gr esrarın ele geçirildiği olayda; iletişimin tespiti çözüm tutanaklarına göre sanık ... ile temyiz dışı sanık ... arasında telefon görüşmelerinin olduğu, olay tutanağına göre ...'ın sanığın yakalandığı araca binerek bir müddet sonra indiğinin görüldüğü, uyuşturucu madde alışverişinin bu şekilde gerçekleştiğinin değerlendirildiği, ...,...'ın beyanlarına göre olaydaki uyuşturucu alışverişinin kendi aralarında olduğu, araçta ele geçen maddelerin kullanım sınırında olduğu, sanık ...'in ... 'a uyuşturucu madde verdiğine veya <strong>uyuşturucu madde temin etme</strong>si için aracılık ettiğine, aracında ele geçen maddeleri ise kullanma amacı dışında bulundurduğuna dair sanığın savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Cezaevinde Uyuşturucu Madde Temin Etme (Sağlama) Suçu</strong></h3>
<p>(Yargıtay 20.C. D. 2016/ 1680 E. 2019 / 6636 K.)</p>
<p>Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;<br>Oluşa, sanıkların savunmalarına, telefon görüşmeleri içeriklerine, koli açma tutanağı ve diğer dosya içeriğine göre; suça konu uyuşturucu maddelerin gizlendiği bir çift spor ayakkabının sanık tarafından “Mevlüt Akyol” gönderici adıyla<strong> cezaevinde</strong> bulunan diğer sanık ...’a PTT kargo aracılığıyla 02.01.2013 tarihinde gönderildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüs ve <strong>uyuşturucu madde temin etme</strong> suçlarını oluşturduğu dikkate alınarak, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 297/1 fıkrasının son cümlesi ile aynı Kanun’un 44. maddesi hükmü birlikte değerlendirilip, daha ağır cezayı içermesi nedeniyle uyuşturucu madde nakletmek suçundan dolayı TCK’nın 188/3. maddesi gereğince belirlenecek cezanın, aynı Kanun’un 297/1. maddesinin son cümlesi uyarınca yarı oranında artırılması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile beraatine kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Uyuşturucu Madde Satma Suçu ve Hukuka Aykırı Arama ile Delil Elde Edilmesi</strong></h3>
<p>(Yargıtay CGK. 2017/ 1045 E., 2019 / 609 K. )</p>
<p>a)Sanık ...’de ele geçirilen <strong>uyuşturucu madde</strong>ye ilişkin gerçekleştirilen<strong> arama</strong> işleminin hukuka uygun olup olmadığı:<br>Sanığın pantolonunun arka cebinde bulunan ve suç konusu uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ele geçirildiği cüzdan içerisinde yapılan<strong> arama</strong> işleminin, kaba üst yoklamasını aşması nedeniyle PVSK'nın 4/A maddesi kapsamında yoklama ve kontrol olarak değerlendirilemeyeceği, üzerlerinde yoklama yapılan kişilerin yanlarında bulunan eşyasında gerçekleştirilecek<strong> arama</strong> işlemi için, CMK'nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca hâkimden karar veya Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınması ya da PVSK'nın 9. maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınmış bir önleme<strong> arama</strong>sı kararının gerekli olduğu, ancak dosya kapsamında bu tür bir<strong> arama</strong> kararı ya da yazılı<strong> arama</strong> emrinin bulunmadığı, suç konusu <strong>uyuşturucu maddeler</strong>in <strong>hukuka aykırı</strong> olarak elde edilen delil niteliğinde olması durumunda Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı da dikkate alındığında, sanığın cüzdanında<strong> arama</strong> yapılmasının <strong>hukuka aykırı</strong> olduğu ve hukuka uygun bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.</p>
<p>Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.</p>
<p>b) Sanık ...’da ele geçirilen <strong>uyuşturucu madde</strong>ye ilişkin gerçekleştirilen<strong> arama</strong> işleminin hukuka uygun olup olmadığı:<br>2559 sayılı PVSK'nın Ek 4. maddesi uyarınca, bir suçla karşılaştığında hizmet branşına bağlı olmaksızın suça el koymak ve delilleri tespit edip, muhafaza altına almak ile görevli ve yetkili olan kolluk görevlilerinin, öncesinde herhangi bir ihbar ya da istihbarat bilgisi bulunmaksızın gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında tanık ...’ın durumundan şüphelenip adı geçeni durdurdukları, yapılan üst yoklamasında eşofmanının cebinde suç konusu uyarıcı nitelikteki tableti ele geçirdikleri, yapılan görüşmede tanık ...’ın uyarıcı maddeyi aldığı kişilerin eşkâllerini bildirip bulundukları yeri gösterebileceğini söylemesi üzerine, adı geçenin belirttiği yere gidilip çevrede tertibat alındıktan sonra beklenilmeye başlandığı, bir süre sonra bir apartmanın kapısından eşkâllere uyan sanıkların çıktıklarını gören görevlilerin, mesleki tecrübelerinden ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenimden kaynaklanan makul sebebe dayalı olarak sanıkları durdurma ve sanıklara müdahalede bulunma hak ve gerekliliğinin ortaya çıktığı, PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, kaçmalarını, kendilerine veya başkalarına zarar vermelerini önlemek ve silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyadan arındırmak amacıyla sanıkların üzeri yoklama biçiminde kontrol edildiğinde sanık ...’ın pantolonunun sağ arka cebinde suç konusu <strong>uyuşturucu madde</strong>nin ele geçirildiği, belirtilen sakıncaların önlenmesi için yakalanan sanık ...’ın kontrol edilmesinin zorunlu olması nedeniyle görevlilerce gerçekleştirilen yoklamanın<strong> arama</strong> işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, kolluk tarafından yapılan çalışmaların geldiği aşama da dikkate alındığında, yakalandığı ana kadar sanık ...’ın açık kimlik bilgilerine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı, tanık ... tarafından verilen sanık ...’a ilişkin eşkâl bilgisinin adı geçen hakkında adli<strong> arama</strong> kararı talebini gerektirecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla CMK'nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca<strong> arama</strong> kararı ya da yazılı<strong> arama</strong> emri ile bunların talebini gerektirecek bir durumun bulunmadığı, görevlilerce sanık ...’ın üzerinin kontrol edilmesinin önleyici nitelikte bulunduğu, adli nitelik taşımadığı, gerçekleştirilen kontrollerin haklı ve ölçülü olduğu, olay hakkında araştırma yapan kolluk görevlilerinin, işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla “suçüstü” hâli ile karşılaşması nedeniyle, CMK'nın 90/4. maddesi ile PVSK'nın 13/1-A ve Ek 6. maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak, suç delillerinin kaybolmaması için derhâl gerekli tedbirleri alıp <strong>uyuşturucu maddeler</strong>i muhafaza altına aldıktan sonra, uyguladıkları tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verdikleri ve müteakiben emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerinin sürdürüldüğü, yine PVSK'nın Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme<strong> Aramalar</strong>ı Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü hâlinde<strong> arama</strong> emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, dolayısıyla sanık ...’da ele geçirilen, suçun delili ve konusunu oluşturan <strong>uyuşturucu maddeler</strong>in muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve <strong>hukuka aykırı</strong> bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.</p>
<p>Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.</p>
<h3><strong>Uyuşturucu Madde Satma Suçu ve Kolluk/Gizli Soruşturmacı İle İspat</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10.C. D. 2017/ 1614 E., 2021 / 11017 K.)</p>
<p><strong>Gizli soruşturmacılar</strong>ın 22.04.2011 ve 26.04.2011 tarihlerinde sanıktan esrar satın aldıkları; görevlilerin değişik tarihlerdeki satın alma işlemlerinin suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla alıcı görevlilere yapılan <strong>uyuşturucu madde</strong> satışlarının zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği, böylece sanığın hareketlerinin bütünüyle 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde açıklanan “satmak için <strong>uyuşturucu madde</strong> bulundurma” ve "<strong>uyuşturucu madde</strong>yi satışa arz etme” seçimlik hareketlerini oluşturduğu gözetilmeden, birden fazla <strong>uyuşturucu madde</strong> sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Önleme Araması ile Sanığın Üstünde Uyuşturucu Bulunması</strong></h3>
<p>(Yargıtay CGK. 2016/ 800 E., 2017 / 120 K. )</p>
<p>16.12.2014 tarihinde saat 18.00'da Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince; “Kel Seydi” olarak tanınan ...'nin Barbaros Mahallesi Eminağa Caddesindeki ikametinin önündeki sokakta 06.00-11.00 saatleri arasında eroin sattığı yönünde bilgi alınması üzerine bu konuya ilişkin aynı tarihte tutanak tutulduğu, yapılan araştırma neticesinde ...'nin ............... TC kimlik nolu, M. ve Z. oğlu, Adıyaman ........1972 doğumlu, Adana-Seyhan-Yenibey nüfusuna kayıtlı olduğu ve ......................adresinde ikamet ettiğinin öğrenildiği, görevlilerce 17.12.2014 günü saat 06.00 sıralarında sanığın ikameti olan Eminağa Caddesi civarında tertibat alındığı, saat 06.30 sıralarında ikametinden çıkarak evinin önündeki kaldırımda bekleyip on dakika kadar etrafı gözetleyen sanığın, fiziki takip yapmakta olan görevlileri fark edip, üzerinde bulundurduğundan şüphe edilen <strong>uyuşturucu maddeler</strong>i yok edeceğinin değerlendirilmesi üzerine yanına gidildiği ve yapılan kaba üst aramasında montunun sol iç cebindeki sigara paketi içerisinde 8 paket eroinin ele geçirilerek muhafaza altına alındığı olayda; kollukça alınan ilk bilgiler ile yapılan araştırma sonucu sanığın kimliğine ve <strong>uyuşturucu madde</strong> sattığı iddia edilen ikamet adresine ilişkin edinilen bilgilerin uyumlu olması, kolluğun bilgiyi aldığı zaman ile sanığın <strong>uyuşturucu madde</strong> sattığı iddia edilen saatler arasındaki süre, ayrıca suç şüphesini oluşturan bilgilerin elde edildiği aşamada suçüstü halinin mevcut olmaması, bu durumda kolluk görevlilerinin suçla ilgili edindikleri bilgileri 5271 sayılı CMK'nun 2/e, 158, 160, 161 ve 164. maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına bildirip bu konuda adli arama kararı talep etmeleri ve Cumhuriyet savcısından alacakları talimat doğrultusunda işlem yapmaları gerektiğinden, adli arama kararı alınmadan yapılacak arama işleminin ve bu arama sonucu ele geçirilecek <strong>uyuşturucu madde</strong>nin <strong>hukuka aykırı</strong> şekilde elde edilmiş olacağı, suçun maddi konusu ve delili olan <strong>uyuşturucu madde</strong>nin <strong>hukuka aykırı</strong> yöntemle elde edilmesi durumunda ise hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmayacağı gözetildiğinde, yerel mahkemece sanığın üzerinin aranması için CMK'nun 116 ve devamı maddelerine uygun olarak alınmış bir "adli arama kararı" olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.</p>
<h3><strong>İstihbari Çalışma ile Sanığın Üstünde Uyuşturucu Madde Bulunması</strong></h3>
<p>(Yargıtay 20. C. D. 2015/ 1627 E., 2016/1481 K.)</p>
<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.11.2014 günlü, 2014/8-166-514 Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkras 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz.<br>Suç tarihlerinde, CMK’nın 116,, 117, 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” ve “yazılı adli arama emri” alınmadan kolluk kuvvetleri tarafından yapılan istihbari çalışmalar sırasında sanıkların Salihli garajdan esrar alarak İzmir’e satmak için getirdikleri bilgisine ulaşılması üzerine araçlar üzerinde uygulamaya başlanıldığı ve uygulama noktasına gelen sanıkların bulunduğu aracın aranmasında, suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçtiği dosyadaki bilgilerden anlaşılmakla; hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı, somut olayda suçun maddi konusunun bulunmaması sebebiyle suçun unsurları oluşmayacağı gözetilerek arama yapılmadan önce usulüne göre alınmış bir karar ya da yazılı arama emri temin edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır</p>
<h3><strong>Arama Kararı Olmadan Polise Uyuşturucu Teslim Etme ve Etkin Pişmanlık</strong></h3>
<p>(Yargıtay 10. C. D. 2016/ 2925 E., 2017/4671 K.)</p>
<p>Olay tarihinde Kıraathane önü ve bahçesinde uyuşturucu madde satışı yapıldığına dair istihbari bilgi üzerine, kolluk görevlilerinin bahse konu kıraathaneye geldikleri ve kıraathanenin bahçesinde bulunan şahıslara kimlik kontrolü yapıldığı sırada tedirgin ve huzursuz hareketleri sebebiyle şüphelenilen sanığın üst yoklamasında sol göğüs kısmında bir kabarıklık farkedildiği ve çıkarılması istenildiğinde sanığın göğsünden çıkararak poşet içerisinde 64 paket halinde net 923 gram kokaini kolluk görevlilerine teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; istihbari bilgi ve sanığın şüpheli hareketleri üzerine durdurulması sebebiyle suçüstü halinin sözkonusu olması ve CMK’nın 90/4, 2559 Sayılı PVSK’nın 27.03.2015 tarih ve 6638 Sayılı Kanunla değişik 4/A maddesiyle Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca makul suç şüphesi halinde karar alınmadan şahısların üzerinin el ile dıştan kontrol edilebileceğine dair düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; sanığın “hakkında arama kararı bulunmayan bir aşamada polisin sorması üzerine üzerindeki kokain maddesini çıkarıp görevlilere teslim etmesi” gerekçesiyle koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları ve sanık müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA...</p>
<h3><strong>Mali Gücü İle Orantısız Esrar Bulundurma Uyuşturucu Ticareti Suçudur</strong></h3>
<p>(Yargıtay 20. C. D. 2017/ 4166 E., 2017/6864 K. )</p>
<p>Kullanmak için uyuşturucu/uyarıcı madde bulundurma ya da kullanma dışında bir amaçla uyuşturucu/uyarıcı madde (temin veya ticareti yapma) bulundurma suçlarının oluşumunda, madde miktarının kural olarak bir önemi yoktur. 0,1 gr uyuşturucu/uyarıcı madde, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturabileceği gibi ticari amaçla bulundurma suçunu da oluşturabilir. Kısaca madde miktarı bulundurma amacının belirlenmesinde yardımcı olabilir ancak tek bir ölçüt olamaz. Uyuşturucu/uyarıcı maddenin kişisel kullanıma yetecek miktarda olması halinde başkaca delil yoksa amacın kullanmak için bulundurma olduğu kabul edilebilirse de maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak miktar ölçütü dışında somut olayın özelliklerine göre de değerlendirme yapılmalıdır. Bu değerlendirmede miktar dışında;</p>
<ol>
<li>a) Sanığın hareketleri (müşteri arama, pazarlık yapma, numune gösterme ve benzeri)</li>
<li>b) Uyuşturucu/uyarıcı maddelerin ele geçiriliş ve bulundurma şekli ile çeşitlilik, (çok sayıda küçük miktarlı poşetçikler, madde bulaşıklı hassas terazi; esrar, eroin, kokain, MDMA, sentetik kannabinoid gibi maddelerin bir arada bulundurulması)</li>
<li>c) Uyuşturucu/uyarıcı maddelerin bulunduğu yer, zaman ve belirlenecek zaman dilimi içinde içinde sanık tarafından kullanılabilecek madde miktarı, d)Sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı, e)Sanığın sosyal ve ekonomik durumu geçimini ne ile sağladığı, geliri gibi olgularda değerlendirilmelidir.</li>
</ol>
<p>Somut olayda; 16.09.2009 tarihinde araç içerisinde yapılan aramada, sanığa ait poşet içerisinde net 780 gr esrar ele geçirildiği; araç içerisinde sanığın başkaca bir eşyasının bulunmadığı; savunmasında esrarı Tarlabaşı’nda bir şahıstan 750 TL’ye aldığını ve oto elektrikçisi olup aylık gelirinin 750 TL olduğunu beyan etmesi, karşısında; geliri ile mütenasip olmayan bir para ile satın aldığı net 780 gr gelen esrarı yanında bulundurup nakletmesine ilişkin eyleminin, gerekçe de belirtilen şekilde “sadece miktardan yola çıkarılarak sanığın mahkumiyetine gidilemeyeceği’’ denilmek suretiyle başkaca hiçbir ölçüt değerlendirilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan üyeler … ve …‘ün karşı oyları ve oy çokluğu ile BOZULMASINA karar verilmiştir</p>
<h3><strong>Hassas Terazinin Bozuk/Bulaşıklı Olup Olmaması</strong></h3>
<p>(Yargıtay 20. C. D. 2020/ 1669 E., 2020/2438 K.)</p>
<p>Sanık …’ya ait olan ve her iki sanığın birlikte yakalandıkları evde ele geçen hassas terazilerin çalışıp çalışmadıkları ayrıca uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulaşıklı olup olmadığı belirlendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA...</p>
<p style="text-align: right;">Av. Ahmet Yasin SÖZEN</p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:23:18 +0300</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Haksız Tahrik (TCK 29. Madde)</title>
			<link>https://sozhukukdanismanlik.com/haksiz-tahrik-tck-29-madde</link>
			<guid isPermaLink="true">https://sozhukukdanismanlik.com/haksiz-tahrik-tck-29-madde</guid>
			<description><![CDATA[<p><img data-src="https://sozhukukdanismanlik.com//images/Blog/ceza-1.jpg" alt="" width="800" height="490" loading="lazy" class="lazyload" /></p><p>Haksız Tahrik failin, mağdur tarafından gerçekleştirilen haksız bir eylem neticesinde hiddet veya şiddetli bir üzüntü duyarak, bu ruh hali içerisinde mağdura karşı herhangi bir suç işlemesi durumunda <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/trabzon-ceza-avukati/">ceza hukuku</a>, failin iradesi ve sorumluluğu anlamında kusurluluğunun etkilendiği gerekçesiyle verilecek cezada indirim yapılmasını düzenlemektedir. <a href="https://sozhukukdanismanlik.com/trabzon-ceza-avukati/">Ceza Hukuku</a>, haksız tahrik adı verilen bu düzenlemeyle hiçbir haksız eyleme maruz kalmadan kendi iradesiyle suç işleyen kişi ile maruz kaldığı haksız eylemin iradesi üzerinde oluşturduğu anlık baskının etkisiyle suç işleyen kişiye aynı şekilde ceza verilmek istenmemektedir.</p>
<h3><strong>A. HAKSIZ TAHRİK KAVRAMI</strong></h3>
<p><a href="https://sozhukukdanismanlik.com/trabzon-ceza-avukati/">Ceza hukuku</a> açısından tahrik, bir kişiyi suç işlemeye yönlendirme, kişinin iradesine etki ederek kişinin suç işlemesi için harekete geçirilmesi, kişinin suç işleme yönündeki iradesinin kışkırtılması, kişinin belirli bir davranışı sergilemeye yönlendirilmesi gibi anlamlara gelmektedir.</p>
<p>Haksız tahrik hükümleri Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinde ceza sorumluluğunu azaltan haller arasında düzenlenmiştir.</p>
<p>Haksız tahrik kanunda düzenlenmesine ve yine kanunda bazı suçların tanımında tahrik kelimesi kullanılmasına rağmen, haksız tahrikin bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak en yalın haliyle haksız tahrik, haksız bir eylemin oluşturduğu öfke veya şiddetli üzüntünün etkisi altında iken bu haksız eylemi gerçekleştiren kişiye karşı herhangi bir suçun işlenmiş olması olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarına göre ise haksız tahrik; “Failin, haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesidir. Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin, psikolojik durumun da yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir”.</p>
<h3><strong>B. HAKSIZ TAHRİK İN HUKUKİ ESASI</strong></h3>
<p>Haksız tahrikin hukuki esasını açıklamak için pek çok görüş ileri sürülmüş olup en çok kabul gören görüşler objektif teori ve sübjektif teoridir. Takas teorisi olarak da adlandırılmakta olan objektif görüşe göre, tahrik altında işlenen bir suçta failin suç oluşturan hareketinin yanı sıra mağdurun gerçekleştirmiş olduğu hareketin de etkisi olmuştur, bu nedenle, faille birlikte mağdurun da kusuru bulunmaktadır. Mağdurun kusurlu hareketi yüzünden failin cezasında indirim yapmak gerekmektedir. Sübjektif teori, haksız bir eylem içerisinde kalan kişinin içine girdiği psikolojik durumu esas almaktadır. Kişinin kendisine karşı gerçekleşen haksız bir hareket karşısında iradesi zayıflayabilir ve bu yüzden suç işlemeye daha kolay karar verebilir. Gerçekleşen haksız hareket yüzünden kişinin iradenin etkilenmesi kusur yeteneğini de etkiler ve söz konusu bu etki yüzünden verilecek cezada indirim yapılması gerekir.</p>
<h3><strong>C. HAKSIZ TAHRİK İN GENEL ÖZELLİKLERİ</strong></h3>
<p>Haksız tahrik bir hukuka uygunluk sebebi değildir, ancak failin kusur yeteneğini azaltan ve cezanın indirilmesini gerektiren kişisel bir nedendir. Kanun koyucu haksız tahrik durumunda hakime oldukça geniş bir takdir hakkı tanımıştır. TCK’nın 29. Maddesine göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilecek, diğer durumlarda ise (süreli hapis cezalarında) verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim yapılacaktır.</p>
<p>Haksız tahrik altında bulunan fail birden fazla suç işlemiş ise haksız tahrik her bir suç bakımından ayrı ayrı uygulanır. Ancak suçun mağduru birden fazla hareketi ile faili tahrik etmiş ise her bir haksız hareket için haksız tahrik indirimi uygulanmaz, haksız tahrik indirimi bir kez uygulanır.</p>
<p>Haksız tahrikle ilgili yasal düzenlemede herhangi bir suç ayırımı yapılmadığı için tüm suçlara uygulanabilmesi gerekirken Yargıtay’ın belli suç tiplerinin özelliği gereği haksız tahrike uygun olmadığına, bu nedenle bu suçların işlenmesi durumunda haksız tahrik uygulanmayacağına dair çeşitli kararları vardır. Yargıtay kararlarına göre cinsel suçlar, yağma, 6136 sayılı kanuna muhalefet suçları, korku ve panik yaratacak şekilde ateş etmek, ve malvarlığına karşı işlenen zimmet, rüşvet, irtikap ve hırsızlık gibi suçlar bakımından haksız tahrik hükümleri uygulanmayacaktır.</p>
<h3><strong>D. HAKSIZ TAHRİK İN ŞARTLARI</strong></h3>
<h4><strong style="font-size: 16px;">I. Tahrike Sebep Olan Bir Fiilin Bulunması</strong></h4>
<p>Haksız tahrikin uygulanabilmesinin ilk şartı tahrike sebebiyet veren bir eylemin bulunması ve bu eylemin hukuka aykırı olmasıdır. Fakat bu fiilin suç oluşturması gerekmemektedir.</p>
<p>Haksız eylemin objektif olarak gerçekleşmesi yeterlidir, eylemin mutlaka failin huzurunda gerçekleşmesi gerekmemektedir. Örnek vermek gerekirse failin bulunmadığı bir ortamda kendisine hakaret edilmesi, babasının darp edilmesi gibi durumlarda fail bu eylemlerden haberdar olur olmaz öfkeye kapılarak karşı eylemde bulunursa haksız tahrikten yararlanır. Failin sahibi olduğu eşyalara, hayvanlara, bahçesindeki veya tarlasındaki bitkilere karşı haksız eylem gerçekleştirilmesi durumlarında da fail haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilir.</p>
<h4><strong>II. Fiilin Haksız Olması</strong></h4>
<p>Failin haksız tahrik kurumunda yararlanabilmesi için tahrike sebep olan bir eylemin varlığı tek başına yeterli değildir, aynı zamanda bu eylemin hukuka aykırı (haksız) olması gerekmektedir. Faile yönelik olarak gerçekleştirilen eylemin haksızlık unsurunu taşıyıp taşımadığını yargılamayı yapan hâkim ortak değerler sistemine göre takdir eder. Hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmayan bir hakkın kullanılması durumunda mağdurun hareketi failde hiddet ya da şiddetli elem meydana getirmiş olsa dahi haksız tahrik hükümleri uygulanmaz. Çünkü eylem hukukun izin verdiği sınırlar içerisindedir.</p>
<p>Örneğin; bir polis memurunun görevinin gereği olarak birisine ceza yazması durumunda o kişi haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Haksız eylem oluşturan ilk hareketi yapan kişi karşısındakinin benzer şekilde tepki vermesi durumunda haksız tahrik altında bulunduğunu ileri süremez. Ancak kendisinin haksız eylemine karşılık olarak sergilenen haksız eylem orantısız şekilde çok aşırı ise bu durumda kişi ilk haksız eylemi yapan olsa bile haksız tahrikten yararlanması mümkün olabilir. Aynı şekilde Yargıtay kararlarına göre, ilk haksız eylemin kimden kaynaklandığının belirlenemediği durumda iki tarafa da haksız tahrik hükümleri uygulanır.</p>
<h4><strong>III. Fiilin Failde Hiddet veya Şiddetli Bir Üzüntü Doğurması</strong></h4>
<p>Failin haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilmesi için haksız bir eylemin gerçekleştirilmiş olması yetmez, failin bu haksız eylem dolayısıyla hiddet veya şiddetli eleme kapılmış olması gerekmektedir. Ayrıca haksız fiille failde meydana gelen hiddet veya şiddetli üzüntü arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Haksız eylem failde hiddet veya şiddetli elem oluşturmadıysa veya fail başka bir sebepten dolayı hiddet veya şiddetli eleme kapıldıysa haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Öfke ve şiddetli üzüntü duyguları kişiden kişiye değişebilen sübjektif durumlar olduğundan hakim somut olayla ilgili değerlendirme yaparken bu hususu takdir etmelidir. Ancak hakim değerlendirmesini yaparken failin değil de ortalama bir insanın tepkilerini dikkate alarak karar vermelidir. Failin aşırı duygusal ya da alıngan olması durumunda tahrik uygulaması söz konusu olmayabilir.</p>
<p>Suçun hiddet ve elem duygularının etkisi altında işlenmesi gerektiğine göre akla haksız eylemden sonra hangi zaman aralığında suçun işlenmesi durumunda haksız tahrik oluşacağı sorusu gelebilir. Ancak, bu konuda saat veya gün olarak belirli bir süre vermek mümkün değildir. Her olayın kendi özel şartları ve faile yaşattığı duygular vardır. Olayın koşullarında normal bir kişinin hiddet ve eleme kapılıp kapılmayacağı değerlendirilir, yani objektif bir değerlendirmenin ardından karar verilir.</p>
<h4><strong>IV. Haksız Fiil ile Suç Arasında Nedensellik Bağının Bulunması</strong></h4>
<p>Yukarıda da izah ettiğimiz üzere, failin haksız tahrik hükmünden yararlanabilmesi için, haksız eylemin neden olduğu öfke veya üzüntünün etkisi altındayken ve bu duruma bir tepki olarak suçu işlemiş olması gerekmektedir. Failin haksız eylemin ardından oluşan ruh hali ile işlediği suç arasında nedensellik bağının kurulması gereklidir. Failin işlediği suç, haksız fiile bir tepki hareketi şeklinde ortaya çıkmış olmalıdır.</p>
<p>“Haksız eylem gerçekleştirilmemiş olsaydı, çok büyük olasılıkla suç da işlenmeyecekti ya da en azından daha hafif bir suç işlenecekti’ denilebiliyorsa, haksız eylemle failin işlediği suç arasında nedensellik bağı kurulmuş sayılır. İşlenen suçla haksız tahrik arasında doğrudan bir ilişki yoksa nedenselliğin bulunduğu söylenemez.</p>
<p>Failin işlediği suçun haksız eylemin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elemden kaynaklanmayıp başka bir sebebe dayanması durumunda işlenen suç ile haksız eylem arasında bir nedensellik bağının bulunduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Bu başka sebep faille mağdur arasındaki eskiye dayalı bir husumet, intikam alma gibi bir neden olabilir.</p>
<h4><strong>V. Suçun Tahriki Oluşturan Haksız Eylemi Gerçekleştiren Kimseye Karşı İşlenmiş Olması</strong></h4>
<p>Bir olayda haksız tahrik hükümlerinin geçerli olması için bir diğer koşul suçun doğrudan haksız tahrik eylemini yapan kişiye karşı işlenmiş olmasıdır. Fail suçu, haksız fiil yüzünden içerisine düştüğü ruh halinin bir sonucu olarak işlediği için suçun mağdurunun da muhakkak haksız eylemi gerçekleştiren kişi olması gereklidir. Suçun haksız eylemi gerçekleştiren kişinin şahsına yönelik olması gerekmemektedir, kişinin malına zarar verilmesi durumunda da bu koşul gerçekleşmiş sayılır ve haksız tahrik uygulanabilir. Failin tepki olarak işlediği suç, kendisine atfedilecek bir kusuru olmaksızın hata veya başka bir arıza nedeniyle haksız eylemi gerçekleştirerek tahrik eden kişiden başka birisine karşı işlenmiş olursa bu durumda TCK’nın 30/3. maddesindeki hataya ilişkin düzenleme uygulanır, fail bu hatasından yararlanır ve hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanır.</p>
<h3><strong>E. BAZI HUKUKİ KURUMLARLA HAKSIZ TAHRİK İN İLİŞKİSİ</strong></h3>
<h4><strong style="font-size: 16px;">I. Haksız Tahrik ve Tasarlama</strong></h4>
<p>Tasarlayarak suç işlenmesi durumunda ilk akla gelen haksız tahrik kurumunun uygulanamayacağı olmaktadır. Yargıtay kararlarında soğukkanlılık teorisi kabul edilmekle beraber, tasarlama ile haksız tahrikin birlikte uygulanabileceği kabul edilmektedir. Öte yandan Yargıtay, kan gütme ve töre saikiyle işlenen suçlarda haksız tahrik hükümlerinin birlikte uygulanmasını doğru bulmamaktadır.</p>
<h4><strong>II. Haksız Tahrik - İştirak İlişkisi</strong></h4>
<p>Yargıtay kararlarına göre, kişiye özel bir cezada indirim sebebi olması itibariyle haksız tahrik, birden fazla kişi tarafından iştirak halinde işlenen suçlarda yalnızca haksız tahrike maruz kalmış suç ortağı için sonuç doğuracak, diğer suç ortakları haksız tahrik indiriminden yararlanamayacaktır. İştirak ilişkisinin ne şekilde olduğu (birlikte faillik, yardım etme veya azmettirme) önemli değildir, haksız tahrik hükümlerinden sadece doğrudan kendisine karşı haksız eylem gerçekleştirilmiş olanlar yararlanır. Diğer suç ortakları haklarında haksız tahrik hükümleri uygulanmaz. Bir yakınına karşı haksız eylemde bulunulması üzerine hiddete kapılan kişinin, haksız eyleme maruz kalanla birlikte iştirak halinde suç işlemesi durumunda her ikisi hakkında da haksız tahrik hükümleri uygulanabilir.</p>
<h4><strong>III. Haksız Tahrik - Yaş Küçüklüğü - Akıl Hastalığı İlişkisi</strong></h4>
<p>Yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı kişinin ceza sorumluluğunu tamamen kaldırıyorsa kişi hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmamasının bir anlamı yoktur. Kısmi akıl hastalığı ve yaş küçüklüğünün cezada indirim sebebi olması durumlarında failin aynı zamanda haksız tahrik hükümlerinden de yararlanmasına engel bir durum olmadığı için bu kişiler hakkında da haksız tahrik indirimi uygulanabilir.</p>
<h4><strong>IV. Haksız Tahrik ve Meşru Savunma İlişkisi</strong></h4>
<p>Meşru savunma; bir kimsenin gerek kendisine gerek üçüncü bir kişiye karşı gerçekleştirilen veya gerçekleştirilecek haksız saldırıyı ortadan kaldırmak için zorunlu olarak gösterilen ve konusu suç olan tepkidir. Meşru savunma, suçun hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran ve bu nedenle eylemin suç oluşturmasına engel olan bir hukuka uygunluk nedenidir.</p>
<p>Haksız tahrik ile meşru savunmanın aynı eylemde uygulanması mümkün değildir. Bu iki kurumun hukuki nitelikleri ve şartları birbirinden farklı olduğundan, bir olayda birisinin şartlarının gerçekleşmesi durumunda diğerini uygulanamayacaktır. Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedeni olduğu için koşulları gerçekleştiğinde işlenen eylemden dolayı kişiye ceza verilmeyecektir.</p>
<p>Haksız tahrikte ise, haksız eylemin etkisiyle işlenen suç hukuka aykırı kalmaya devam edecek; failin ruh hali nedeniyle kusurunun azaldığı kabul edilerek yalnızca cezasında indirim yapılacaktır. Haksız tahrik ve meşru savunmanın ortak noktaları ise haksız eylemin varlığı hususunda birleşiyor olmalarıdır. Aralarındaki fark ise meşru savunmada saldırının gerçekleşmekte veya gerçekleşecek olması şartı aranırken haksız tahrikte böyle bir şartın aranmıyor olmasıdır.</p>
<p>Failin kusur yeteneğinin azalmasına neden olan haksız tahrik Türk Ceza Kanunu’nda genel bir düzenleme şeklinde kişisel bir indirim nedeni olarak yer almaktadır. Haksız tahrikle ilgili tek bir hüküm konmuş, hâkime oldukça geniş bir takdir hakkı sunularak dosyadaki somut olayın ve kişilerin özelliklerini dikkate alarak hâkimin karar vermesi uygun görülmüştür. Hâkim, huzurunda bizzat dinlediği fail ve mağdurun kişilik özelliklerini, olayın gelişim şeklini, toplumsal değer yargılarını, yani dosyaya etki eden tüm hususları değerlendirerek failin haksız tahrik altında suçu işleyip işlemediğine karar verecektir. Verdiği karar olumlu olursa da kendine tanınan takdir yetkisi içerisinde (1/4 – 3/4) ceza adaletine uygun şekilde bir ceza indirimi uygulayacaktır.</p>
<p>Uygulamada haksız tahrik neredeyse en çok başvurulan savunma unsurlarından birisidir. Özellikle ağır suçlarda cezanın hafifletilmesini sağlamak için gerçekte öyle bir eylem olmasa bile, bir kurgu yapılarak failin suçu haksız bir eyleme tepki olarak işlediği ileri sürülmektedir.</p>
<p>Haksız tahrikin yalnızca faile karşı gerçekleştirilen haksız eylemlere uygulanmayıp üçüncü kişilere karşı gerçekleştirilen haksız eylemlerin de failin hiddet ve eleme kapılmasına neden olması halinde haksız tahrik kapsamına alınmış olması, ceza adaleti bakımından uygun bir düzenleme olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Haksız tahrik nedeniyle faile ceza indirimi uygulanmasının sebebi failin karşılaştığı haksız fiilin kusur yeteneğini azaltması ve bunun sonucunda tepki olarak bir suç işlemiş olmasıdır. Fail haksız eylemin etkisiyle normal ve sağlıklı bir insan gibi düşünememektedir, bu durumun her olay özelinde dikkate alınarak hâkime tanınan takdir yetkisi içerisinde cezasında indirim yapılması ceza adaletinin bir gerekliliği olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<h4><strong>İLGİLİ YARGITAY KARARLARI</strong></h4>
<p><strong><u>Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021/6762 E.</u></strong><strong><u>, </u></strong><strong><u>2021/10757 K., </u></strong><strong><u>K.T: 17.06.2021</u></strong></p>
<p>“... müdafiinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre katılan sanık müdafii sıfatıyla temyiz isteminde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;</p>
<p>Temyiz incelemesine konu eylemler, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. ve 86/2-3-a maddeleri kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, müşteki sanık ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2014/9709 numaralı iddianame ile TCK'nin 125/1-4. maddelerinden de cezalandırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nin 251/8. maddesinin ''Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki hükmü karşısında, temyiz incelemesine konu eylemler yönünden basit yargılama usulü uygulanamayacağından; tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.</p>
<p>1) Müşteki sanık ... hakkında katılan ...'u kasten yaralama suçundan ve katılan sanık ... hakkında katılan ...'yi kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin olarak, 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olduğu ve isnat edilen 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesi kapsamındaki kasten basit yaralama suçlarının mağdurunun farklı olması nedeniyle uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçundan uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hükümler kurulması lüzumu,</p>
<p>2) Mahkeme tarafından ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği kabulü ile şüpheli kalan bu halde müşteki sanık ve katılan sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, bu halin 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında indirim yapılmasını gerektirdiği gözetilmeden yazılı şekilde (2/4) oranında indirim yapılması suretiyle müşteki sanık ve katılan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden eksik ceza tayini,</p>
<p>….</p>
<p>Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık müdafiinin ve müşteki sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA…”</p>
<p><strong><u>Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2017/18221 E., 2021/6179 K., K.T: 24.02.2021</u></strong></p>
<p>“…B-Diğer hükümlere yönelik temyize gelince;</p>
<p>Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.</p>
<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,</p>
<p>1-Sanık Z. S.hakkında hakaret suçlarından kurulan beraat hükümleri, sanık M. S. hakkında hakaret suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm, sanık İ. S. hakkında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanık A. S. hakkında mala zarar verme, tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;</p>
<p>Eylemlere, yükletilen suçlara ilişkin verilen beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarına yönelik katılanlar Z. D., F.C. ve N. D. vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,</p>
<p>2-Sanık A. S. ve İ. S. hakkında hakaret suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümler ile sanıklar İ. S. ve M. S. hakkında tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;</p>
<p>a)Sanık A.yönünden;</p>
<p>Sanığın tehdit suçundan beraat etmesi karşısında, TCK'nın 125/1. maddesi kapsamındaki hakaret suçunun CMK'nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda belirlenmesi zorunluluğu,</p>
<p>b)Sanıklar M. ve İ. yönünden;</p>
<ol start="4">
<li>aa) Sanıkların aşamalarda atılı suçu kabul etmemeleri, tanık Ş.'in sanıkların tehdit eyleminden bahsetmemesi, katılanlar Z. ve N.'in aşamalarda birbirleri ve kendileri ile çelişen ifadeleri, olayın aynı zamanda tanığı olan ve ifadesi hükme esas alınan müşteki P.'ın soruşturma aşamasında tehdit eyleminden bahsetmemesi, mahkemede ise her iki sanığın da tehdit sözleri söylediğini belirtmesine rağmen soruşturma evrakı tefrik edilen suça sürüklenen çocuk S.S. hakkında İzmir 4. Çocuk Mahkemesi'nin 2012/672 Esas sayılı dosyasında verdiği beyanında sanık M.'in tehdit eyleminden bahsetmemesi karşısında; katılanlar ile müştekinin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılıp giderilemediği takdirde hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu yeterince açıklanmadan ve sanıklar ile katılanlar arasında park meselesi nedeniyle çıkan tartışma sonrası ani gelişen olayda, sanıklar arasında fikir ve irade birliğinin ne şekilde gerçekleştiği, birlikte suç işleme kararına nasıl ulaştıkları hususları da denetime elverişli olacak biçimde açıklanıp tartışılmadan, sanıklar hakkında yazılı şekilde tehdit suçundan hükümler kurulması,</li>
</ol>
<p>bb)(2/b-(aa)) nolu bozmaya uyulması halinde;</p>
<p>02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,</p>
<p>c)Kabule göre de;</p>
<ol start="22">
<li>aa) Karşılıklı eylemler şeklinde gerçekleşen olayda ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda tarafların farklı beyanlarda bulunmaları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,</li>
</ol>
<p>…</p>
<p>Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar M. S. ve İ. S. müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA…”</p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><strong>Av. Ahmet Yasin SÖZEN</strong></p>]]></description>
			<category>Ceza Hukuku</category>
			<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 02:21:48 +0300</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rss>
